DTO
  [Kayıt ol]   [Şifremi unuttum!
Kullanıcı adım:   Parolam:  
 

Tüm cep telefonu fırsatları için tıklayın !

Yazar Mesaj   #24073  14-10-2011 09:54 GMT+2 saat  

moonlight


Admin


Tecrübe Puanı.: 96%
Ruh Hali: Neşeli
Mesaj 4214
Şehir: istanbul
Ülke:
Meslek: gecelerin adamı :))
Yaş: 26
Facebook'ta Paylaş
Dilin Kaynağı

Dilin nasıl ortaya çıktığı sorusu, eski devirlerden beri insan zihnini işgal etmiştir. Dil nasıl meydana gelmiştir? İlk konuşmalar nasıl gerçekleşmiştir? Dilin kaynağı nedir? Acaba bütün diller tek bir dilden mi, yoksa farklı kaynaklardan mı türemiştir? Bu sorular önceleri felsefe çalışmalarının bir parçası olark ele alınmıştır. Konuyla ilgili çalışmaların başlangıcı milattan önceki yıllara kadar uzanmaktadır. Tarihin karanlık dönemlerine ait ilk bilgiler, daha çok efsanelere dayanmaktadır. İnsan dilinin ortaya çıkışı, yazının öğrenilmesi ve dillerin çeşitliliği gibi konular, insanları daima meraklandırmış ve dilin kaynağı ile ilgili pek çok mitolojik yorumlar yapılmasına sebep olmuştur.

Efsanevî Bilgiler
Bâbillilere göre, yarı balık, yarı insan olan bir deniz canavarı, sudan çıkarak insanlara yazıyı öğretmiştir. Hint mitolojisine göre, baş tanrı Brahma, kendi görünüşlerinden bir tanesi olan Vac aracılığı ile hem dünyayı, hem de içindeki varlıkları yaratmıştır. Hintlilere göre yıldırımın sesi, Vac’ın sesidir. Vac aynı zamanda insan dilinin de tanrısıdır. Bu bakımdan söz yani ses ebedîdir. Çinlilerdeki efsaneye göre, bir su kaplumbağası, sırtındaki çizgili şekillerle imparatorun önüne çıkmış ve ona yazıyı öğretmiştir.

Dil Türreyişi Teorileri
Dili meydana getiren kelimelerdir. Dilin doğuşu demek bir bakıma kelimelerin doğuşu demektir. Bu bakımdan dilin kaynağı konusunda, üzerinde durulması gereken en temel noktalardan biri, kelimenin ne olduğu nasıl oluştuğu konusudur. Kelimeler, zihnimizde yarattığımız herhangi bir şeyi açığa vurmak için kabullendiğimiz birer ses kalıbıdır. Sesli anlaşmalar döneminde bu kalıplar nasıl oluşmuştur? İşte bu soruya cevap almak ve dilin doğuşunu aydınlatmak üzere çeşitli varsayımlar ortaya atılmıştır. Bu görüşlerin başlıcaları şunlardır:

Taklit Görüşü
XX.yüzyılın başlarında ortaya çıkan bu kurama göre, insan dilinin oluşumunda baş etken ses taklididir. İnsan, çevresindeki doğa olaylarını, hayvanların ve ses çıkaran bütün eşyanın seslerini taklit etmek suretiyle dili meydana getirmiştir.

Ünlemleri Temel Alan Görüş
Bu varsayıma göre, kelimelerin birçoğu, insanların duygulanmaları sırasında çıkarmış oldukları seslerden veya ünlemlerden oluşmuştur. İnsanlar çeşitli durumlar karşısında, ruh ve bedenle ilgili duygularının etkisiyle, hayret, sevinç veya hayranlık ifade eden sesler çıkarırlar. Bunlardan bir kısmı insanın elinde olmadan çıkmakta ve çeşitli duygularını yansıtmaktadır: ah, of, uf, ıh vb.

Jest ve Mimikleri Temel Alan Görüş
Beden hareketlerini temel alan bu kurama göre, insanlar kimi duygularını ifade edebilmek için çeşitli beden hareketleri yapmaktadırlar. Bu hareketlerin ağızda konuşma organlarına yansıması ile kelimeler meydana gelmiştir.

Müziği Temel Alan Görüş
Buna göre kelmeler insanların söyledikleri şarkılardan oluşmuştur. İlkel insanlar güç işler görürken, ritmik birtakım sesler çıkararak çalışmalarını kolaylaştırıyorlardı. Sonradan bu sesler iş yaparken söylenen şarkılar biçimine girmişlerdir.

Kutsal Kitaplardaki Bilgiler
Dillerin doğuşu konusunda kutsal kitaplarda da bilgiler bulunmaktadır. Bunlardan biri Tevrat’ta yer alan Bâbil ile ilgilidir. Bâbil Kulesi, karışıklığın ve bütün dünya dillerinin tek kaynaktan türemiş olduğu yolundaki görüşün sembolüdür. Bu sembol bazı bilim adamları tarafından delil olarak da kullanılmıştır. Efsaneye göre Nuh tufanından önce tek bir kavim, tek bir dil vardı. Tanrı Nuh tufanıyla kavmi farklı yerlere dağıtarak, farklı dillerin olmasını sağladı.

__________________
Gender_Bay Çevirimiçi durumu