[Kayıt ol]   [Şifremi unuttum!
Kullanıcı adım:   Parolam:  
 

Tüm cep telefonu fırsatları için tıklayın !

Yazar Mesaj   #25610  02-10-2012 14:48 GMT+2 saat  

ahmet


Admin


Tecrübe Puanı.: 93.9%
Ruh Hali: Mutlu
Mesaj 3801
Şehir: İstanbul
Ülke:
Meslek: Öğrenci
Yaş: 18
Facebook'ta Paylaş
2012-2013 11.Sınıf Türk Edebebiyatı Ders Kitabı Yenileşme Dönemi Cevapları (Sayfa 9-16 Arası)

Sayfa 9

Hazırlık soruları:

Yenileşme ihtiycının sebepleri:

Tanzimat “, düzenlemeler demektir. Her alanda düzenlemeler yapılacağının duyurulduğu bu fermana Tanzimat Fermanı; bu fermanın ilanıyla başlayan döneme de Tanzimat Dönemi denir.
Fermanın en dikkat çekici yanı, Osmanlı Devleti’nin, Batılı devletlerin anayasalarında yer alan insanın temel hak ve özgürlüklerinin korunması ilkesini kabul etmesi ve bunu resmî bir törenle duyurmasıdır. Böylece imparatorlukta hukuk devletine doğru bir yöneliş de başlamıştır.
Tanzimatla gelen yenilik ve düzenlemeler, hemen hemen yaşamın her alanını kapsamıştır.
Tanzimat Fermanı’nda, Batılı anlamda bir düzene duyulan gereksinim açıkça belirtilmişti.
Önce yönetim merkezi olarak Babıâli güçlendirildi. II. Mahmut zamanında kurulmuş olan Meclis-i Ahkâm-ı Adliye yeniden düzenlendi. Yeni meclislerin kurulması kararlaştırıldı. Ceza ve ticaretle ilgili yasalar çıktı (1840&񗝢ta Ceza Kanunnamesi, 1850&񗝢de Ticaret Kanunnamesi).
Osmanlı yurttaşı olan herkesin yasa önünde eşit olduğu vurgulanıyordu. Ayrı*ca üyeleri arasına yabancıların da katıldığı karma ticaret mahkemeleri kuruldu. 1864&񗝢te Vilayet Nizamnamesi çıkarıldı. Ülke vilayetlere, vilayetler sancaklara, sancaklar kazalara, kazalar da karyelere (köylere) ayrıldı. Vilayetlerin başına va*liler,
sancakların basma mutasarrıflar, kazaların başına da kaymakamlar getirildi. Ayrıca kazalarda, sancaklarda ve vilayetlerde birer idare meclisi kuruldu.

1. Yenileşme dönemi ifadesi, var olanın çağın gereksinim ve özelliklerine göre yeniden düzenlenmesidir. Yürürlükte olan uygulamalar ihtiyaca cevap veremiyorsa bu olanalrda yenileşmeye ihtiyaç duyulur.
2. Daha iyi verim elde edebilmek daha iyi yararlanmak için düzenlemeye ihtiyaç duyulur. Bu özellikler yapının veya nesnenin durumuna göre değişir.
3. Batılılaşma:
Batı medeniyetini veya batılı milletleri taklit cime, onlara benzeme harekeli. ( Batılılaşma, garbhlaşma, avrupalılaşma, modernleşme, as¬rîleşme, çağdaşlaşma da denir).
Avrupanın (sonradan Amerikanın da) başta teknolojisi olmak üzere siyasî, sosyal ve hatta kültürel sistemini aktarma ya da iktibas etmeye dayanan fikirler ve uygulamaların tamamı bu kavramın çerçevesine girer.
4. Edebiyatın devirleri:
İslamiyet öncesi Türk edebiyatı, islami devir Türk edebiyatı, Batıtesirinde gelişen Türk edebiyatı.

Sayfa 11
Osmanlı Devleti’nin yükselme döneminin sosyal ve siyasal yapısı nasıldır

Sosyal Yapısı
Osmanlı Devleti başlangıçta doğrudan doğruya Türk unsuru tarafından kuruldu. Sonraki yüzyıllarda sınırlar genişledikçe devletin kurucu ve temel unsuru olan Türklerin yanında başka topluluklar da görülmeye başladı. Giderek Osmanlı toplumu çok çeşitli milletlerden oluşan bir özellik kazandı.
Osmanlı Devleti toplumu, islâm Hukuku ve Örfi Hukuk denilen hukuk kurallarına göre biçimlendirdi. Buna göre Osmanlı toplumu iki temel bölüme ayrılıyordu. Bunlardan biri “yönetenler”, diğeri “yönetilenler”di. Yönetici sınıfa Osmanlılar, “askerî sınıf diyordu. Osmanlı Devleti’nde “askerî” demek, herhangi bir devlet
hizmeti yapan kişi demekti. Bunlardan askerlik yapanlara seyfiye denirdi, Eğitimö ğretim işiyle uğraşan müderrisler, yargı ve yönetim işlerine bakan kadılar ilmiye sınıfını oluştururdu. Devlet dairelerinde çalışan her kademedeki memurlara ise kalemiye sınıfı denirdi. Genellikle askeriler vergi vermezlerdi. Bunun karşılığında devlete bir hizmet görürlerdi. Böyelce devlet, gelirinin önemli bir kısmını buradan sağlardı. Yönetilenler ise bunların dışında kalan gruptu. Yönetilen sınıfa Osmanlılar “reaya” diyordu. Kırsal kesimde köylüler, çiftçiler, şehirlerde tüccar, esnaf gibi gruplar reaya sınıfını oluştururdu. Reaya vergi verirdi.

Siyasi Yapısı
Osmanlı İmparatorluğu’nun siyasi ve hukuki rejimi, daha çok bir sentez niteliği taşır. Osmanlı Devleti, her şeyden önce bir Türk ve İslam Devleti’dir. Bir yönüyle de İslamiyet öncesi Türk Devletleri yapısının izlerini taşır.
Eski Türk Devletlerinde, siyasi yapılanmanın en önemli unsurlarından biri kenttir. Bu bağımsız bir şekilde aşiretler halinde yaşayan halkın, barış içinde kalmasını sağlar. Osmanlı’da federatif bir yapı görülmekle birlikte kimi yerlerde de bu kent yapısına rastlanmaktadır.
Zamanla, idare merkezileşti ve hükümdarlar, doğaüstü bir kaynaktan gelme vasıflarını aldılar. Hükümdarlara “padişah-ı cihan” adı verildi. Bu hükümdar, mutlak şahsi evrensel ve kutsal bir kimliğe kavuştu ve bunun gerektirdiği hukuki statüye sahip oldu. Bütün sosyal ve siyasi hayatın hakimi, düzenleyicisi olan en yüksek organ haline geldi.
Osmanlı’nın yapısını büyük ölçüde oluşturan İslam Dini ve bunun temelleri, getirdiği yeni müesseseler dışında, dinde de birtakım değişiklklere yol açtı. Hükümdar, Tanrı’nın tahta çıkardığı değil onun yeryüzündeki temsilcisiydi.

1.Orta çağa ait dünya görüşünü ifade eden kelimeler: Hüma ‘da mutluluk, ne baykuşta uğursuzluk,ne uğurlu vakit ne ne burçlerın uğursuzluğu,ne atlas dünyayı omuzunda taşıyor,ne ruh göçü kaldı,Ne Amr Zeyd’in esiri,ne Zeyd Amr’ın efendisi…
Modern dünya görüşünü ifade eden kelimeler: Ne zorlama ne zorbalık, Zaman bilim zamanı, Akıl tanrının birliği fikrini ispat ettiği için bütün milletler birlik yolunu tuttu…..

2.Gelenksel zihniyet daah çok uğursuzluk, büyü, gibi temeller üzerine kurulmuş bir analyışı ifade ederken modern zihniyet ise düşüncsini tamamen bilimsel veriler üzerine kurmuştur. Modern zihniyet aklı öne çıkarırken, geleneksel zihniyet geçmişe dayalı nakilci analyışı öne çıkarmıştır.
3.Toplumsal alanda yapılan yenilikler eski düzendekşi kölelik anlayışını yıkıp bireyin özgürlüğünü ön plana çıkarmıştır bu iki beyitte bundan bahsediliyor.
4.Asdullah Paşa son iki beyitte toplumların sonsuza dek yaşayabilmelerini doğunun semavi inançlarıyla değil Batı’nın bilimsel anlayışıyla mümkün olabileceğini savunmaktadır.

Sayfa 12
1. Metnin ilk parağrafında Osmanlı devletinin geri kalamsebepleri sıralanmakatdır.
a. D, D,YD,Y
b. Devlet adamlarının iyi yetişmemesi, zamanalrını devlet işlerinden çok eğlenceyle geçirmeleri, devlet yapısını oluşturan tabaka arsında rüşvetin ve adam kayırmanın yaygınlaşması, yeniliklere ayak uyduramama…

Paragraflar İçin Belirlenen Başlıklar:
1.Osmanlının çöküş nedenleri
2.Çağdaşlaşmak
3.Osmanlı Devletini çağdaşlştırma girişimleri
4.Tanzimat Femanı ile Getirilen Yenilikler
5.Düzenelemelerin gedirdikleri
6.İkilem
7.Çöküş

s.2. Develtin askeri yapısındaki bozulam devletin artık çöküş sürecine girdiğini gösterir. Devlet yapısının ve oteritesinin zayıfladığı manasına gelir.
S.3. Osmanlı ekonnomisinin zayıflamasının nedeni Batıdaki sanayileşmenin karşısında mücadele edememe, teknolojik ve bilimel gelişmelere ayak uyduramama ve imparatorluğun askeri yükünün gitgide artması.
S.4 . Şair Batı ülkelerini gezdiğini ve buraların çok güzel gelişmiş olduğunu anlatmaktadır.
S.5 ulusal egemenlilğin halkta olması ve şahsi teşebbüslere fırsat ve imkan verme
s.6.
S.7. Devletin içinde bulunduğu durumdan kurtulması ve bireysel özgürlüklerin önünün açılması halkın yönetimde söz sahibi olması için yapılmıştır.
S. bazı aydınlar osmanlıcılık fikrini, Bazı aydınlar milliyetçilik fikrini, bazı aydınlar pozitivizmi savunmuşlardır.

Sayfa 14 Değerlendirme Soruları:

1.D,Y,Y,D,D
2. …..Tanzimat Fermanı………, ….Batı…..
3. Tanzimat Fermanı’nda Hukuk alanındaki yenilikler
Tüm vatandaşlar “Osmanlı vatandaşı” sayılarak din farkılıklarına bağlı ayrıcalıklar kısmen kaldırıldı.
1840&񗝢ta bazı maddeleri Fransız Ceza Yasasından alınan yeni Ceza Kanunnamesi hazırlandı. 1858&񗝢de tümüyle Batı kaynaklarından esinlenen ikinci Ceza Kanunnamesi kabul edildi.
1850&񗝢de Fransız Ticaret Kanunu esas alınarak hazırlanan Ticaret Kanunnamesi yürürlüğe girdi. Bu kanunla faiz, anonim şirket ve kambiyo senedi kavramları ilk kez Osmanlı hukukunda yer aldı.
1840&񗝢tan itibaren ceza ve ticaret davalarına bakmak üzere, laik ilkelere göre işleyen nizamiye mahkemeleri kuruldu; bu mahkemelere müslümanların yanısıra gayrimüslim hakimler atandı. 1853&񗝢te cinayet davalarında gayrımüslimlerin de şahitlik yapabileceği kabul edildi. 1851&񗝢de ticaret mahkemeleri kuruldu.
1867&񗝢de Devlet görevlilerine karşı açılan davaları görmek için Şurayı Devlet (Danıştay) kuruldu.

Tanzimat Fermanı’nda Mali alandaki gelişmeler

1841-1842 yılında ilk bütçe hazırlandı, 1846-1847 yılında ise ilk modern bütçeye geçildi.
Vergilerin mükellefler arasında düzgün ve gelirlere göre dağıtılması amaçlandı.
Devlet görevlilerinin halktan resmi vergiler dışında aldıkları vergiler yasaklandı.
1840&񗝢ta Kaime-i Nakdiye ismiyle ilk kâğıt para dolaşıma sokuldu.
1855&񗝢te Kırım Savaşı’nın maddi yükünü karşılamak için tarihte ilk kez dış borç alındı.Borç ingiltereden alınmıştır.
Tanzimat Fermanı’nda Askeri yenilikler
Donanma seferberliği başlatan Sultan Abdülaziz.
Askerlik hizmetinin vatani bir vazife olduğu ilan edilerek zorunlu askerlik başlatıldı.1843&񗝢te ilan edilen bir yasayla askerlik yaşı 20, zorunlu askerlik süresi 4 yıl olarak kabul edildi.
1847&񗝢de gayrimüslimlerin de orduya girip albay rütbesine kadar yükselmesi kararlaştırıldı.
Avrupa gezisinde Avrupa ülkelerin donanmalarına hayran kalan Sultan Abdülaziz yeni bir donanma kurulması için emir verdi, çok güçlü bir donanma kuruldu.
1867&񗝢de Bahriye Nezareti kuruldu.
1869&񗝢da Serasker Hüseyin Avni Paşa’nın öncülüğünde Bahriye Nezareti kuruldu, askeri yapı yenilendi, terfi sistemi düzenlendi.
Tanzimat Fermanı’nda Eğitim alanındaki gelişmeler

Kışın Galatasaray Lisesi
1846&񗝢da Mekatib-i Umumiye Nezareti kuruldu.1848 de Darülmuallim (öğretmen okulu) açıldı. Harbiye, Bahriye ve Tıbbiye dışındaki okulların kontrolü bu nezarete verildi.
Rüştiyelerin açılmasına hız verildi.
1868&񗝢de Fransızca eğitim ve batılı anlamda ilk eğitim verecek olan lise ile üniversite arasında bir kurum olan Galatasaray Sultanisi açıldı.
1869&񗝢da Fransız eğitim sistemini örnek alan Maarif-i Umumiye Nizamnamesi yayınlandı.
1870&񗝢te Dârülmuallimât adında kız öğretmen okulu açıldı.
İlk kez yurt dışına öğrenci gönderildi.
Devlet memuru yetiştirmek amacıyla,Mekteb-i Maarif-i Adliye kuruldu.(II. Mahmut)
Tanzimat Fermanı’nda Sanayileşme hamlesi

Devlet eliyle atölye ve tesis kurulmasını amaçlayan sanayileşme başladı.Önce Yedikule-Küçükçekmece arasında 130 metre uzunluğunda bir tür sanayi parkı kuruldu.
Zeytinburnu’nda demir işleme ve makine imalathanesi, kumaş ve pamuklu çorap üretim tesisi, buradaki fabrikalar için teknik eleman yetiştirecek bir okul açıldı.
Bakırköy’de baruthanenin yanına bir iplik bükme, dokuma ve pamuklu basma fabrikası, Hereke’de bir pamuklu dokuma fabrikası kuruldu.
Yol yapımına önem verilmiştir.
Devlet memurlarının yerli kumaş kullanması zorunluluğu getirildi.
Ancak İngiltere ile yapılan 1838 Balta Limanı Ticaret Anlaşması, bu dönemde Osmanlı’nın zararına gelişmiş,dışa bağımlılığı artırmıştır.
4.C 5.D 6.B

ÖLÇME DEĞERLENDİRME
1.E, 2.B. 3.C. 4.D 5.B. 6.D 7.A 8. C 9.E 10. E
11.Askeri, ekonomik alandaki gerileme ve eksiklikler, Batıda gelişen bilme vetekniğe ayak uyduramadığı için ekonomik alanda rekabetin zayıflaması, eğitimin çürümüş yapısı.
12. Mustaaf Reşit Paşa, Sadullah Paşa
13…..
14. Tanzimat Fermanı——Eşitlik
Medrese———geleneksel eğitim
Darulfunun ——-Modern eğitim
Pozitivizm———Deney ve Gözlem
Romantizm——–
15. D, Y, D,D,Y


1.TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU

SORU: TANZİM ETME VE KÖKTEN DEĞİŞTİRME ARASINDAKİ FARKLILIKLAR NELERDİR?
Düzeltme, düzenleme, düzen verme…anlamlarına gelen tanzim etme var olanın gereksinimlere göre yeniden düzenlenmesidir.Kökten değişim ise yüzeyde değil derinlemesine yapılan değişimdir.Örneğin eski bir konağı restore edip ihtiyaca uygun şekilde eklentiler yapmak tanzim etmek, konağı yıkıp yerine yepyeni bir bina yapmak kökten bir değişimdir.

SORU:TÜRK EDEBİYATINDA 1860 YILINDAN ÖNCE “ÖYKÜ,ROMAN,MAKALE,DENEME,FIKRA,TİYATRO” GİBİ TÜRLERDE YAZILMIŞ ESERLER VAR MIDIR?
Öykü,roman,makale,deneme ve fıkra gibi türler Tanzimat edebiyatıyla (1860-1896)edebiyatımıza girmiştir.İlk çeviri roman Yusuf Kamil Paşanın Fenelon’dan çevirdiği Telemak adlı eserdir,ilk yerli roman ise 1872’de Şemsettin Sami tarafından yazılan Taşşuk-ı Talat ü Fitnat’tır.(Talat ve Fitnat’ın Aşkları) İlk edebi roman : Namık Kemal tarafından 1876&񗝢da yazılan “İntibah“tır. Batılı tekniğe uygun ilk kusursuz roman ise Aşk-ı Memnu’dur.İLK yerli tiyatroyu ise Şinasi 1859 yılında yazmıştır: Şair Evlenmesi…İlk makale: 1860&񗝢ta Şinasi tarafından “Mukaddime” adıyla, Tercüman-ı Ahval’de yazılmıştır.

SORU: TANZİMAT FERMANI İLE ADLİ,SİYASİ,ASKERİ,MALİ VE İDARİ ALANLARDA GERÇEKLEŞTİRİLEN YENİLİKLER NELERDİR?
YENİLEŞME DÖNEMİ HAKKINDA

Yenileşme dönem 17. Yy ın sonundaki Karlofça (1699) antlaşması ile başlamıştır. Ancak 19 yy da hız kazanmıştır. Bu yüzden yenileşme dönemi 19 yüzyılı kapsamaktadır.

19. yüzyılda siyasi alanda yapılan yenilikler:

-Yönetim merkezi olan Babıali güçlendirildi
Divan örgütü kaldırılarak yerine bakanlıklar (nazırlıklar) kuruldu.

Yenilikler için askeri, adli ve idari meclisler oluşturuldu

Valiler doğrudan merkezden atandı Köy ve mahalle için muhtarlıklar kuruldu

Memurlara rütbe ve nişan verildi,

Devlet memurlukları dahiliye (iç işleri), ve hariciye (dış işleri) olarak ikiye ayrılıp maaş bağlandı.

İller merkeze bağlanmış ve “ayan”lık sistemine son verilmiştir.

İlk kez mahalle ve köylerde muhtarlıklar kurulmuştur.

Şeyhülislamın yetkileri sınırlandırılmıştır.

Askeri ve mali amaçlı olarak ilk nüfus sayımı yapıldı

Polis teşkilatı ile posta teşkilatı kuruldu

Müsadere usûlü (devletin kişilerin mallarına el koyması) kaldırılıp özel mülkiyet güvenceye alındı

Takvim-i Vekayi adıyla ilk resmi gazete çıkarıldı
-Meclis-i ahkam-ı adliye (mahkeme) kuruldu
-Yeni meclisler komisyonlar kuruldu
-Ceza ve ticaretle ilgili yasalar çıkarıldı, yabancılarında katıldığı karma ticaret mahkemeleri kuruldu.
-Padişahın yetkileri kısıtlandı yönetim yetkisi meclise verildi.
- Ülke vilayetlere sancaklara kazalara köylere ayrıldı valiler kaymakamlar görevlendirildi

19. yüzyılda sosyal hayatta yapılan yenilikler

-Posta telgraf teşkilatı kuruldu, haberleşmede gelişme sağlandı.
Ceket, pantolon ve fes giyme zorunluluğu getirildi
-Yeni yollar yapıldı, ilk demiryollarının yapımına başlandı.
-Belediyeler kuruldu
-İlk nüfus sayımı yapıldı (askere gidecekleri belirlemek için)
-Kıyafet değişikliği yapıldı, devlet memurlarına ceket gömlek fes giyme zorunluluğu getirildi.
-Halk avrupai yaşama özenmeye başladı, evlerde yurtdışından mobilyalar ve ev eşyaları kullanılmaya başlandı, eğlence şekilleri değişti.

19 yüzyılda askeri alanda yapılan yenilikler
-Yeniçeri ocağı kaldırıldı
-Nizam-ı cedid kuruldu
-Ordunun eğitim şekli değişti.
-Ordu beş ordu şeklinde teşkilatlandırıldı.
-Askerlik süresi beş yıl olarak belirlendi.
-Askere alma işi kura ile yapılmaya başlandı.

19. yüzyılda eğitim alanında yapılan yenilikler
-İlk eğitim bakanlığı kuruldu (meclis-i maarif-i umumiye)
-Rüştiyelerin (ortaokul) sayısı arttırıldı.
-İlk kız rüştiyesi kuruldu
-Rüştiye üzerinde eğitim veren idadilerin ilki kuruldu.
-Robert koleji, galatasaray sultanisi, duşşafaka adlarında ilk özel okullar açıldı.
-Mektebi mülkiye (siyasal bilimler fakültesi) açıldı.
-Darülfünun (üniversite) kuruldu
-Avrupaya öğrenci gönderilip, öğretmenler getirildi.

SORU:TANZİMAT FERMANI İLE GETİRİLMEK İSTENEN DEĞİŞİKLİKLERİ HALK MI AYDINLAR VE YÖNETİCİLER Mİ İSTEMİŞLERDİR? BU DEĞİŞİKLİKLERE NİÇİN İHTİYAÇ DUYULMUŞTUR?
Tanzimat Fermanı ile getirilmek istenen yenilikler devlet yöneticileri tarafından devletin varlığını sürdürebilmesi ve devletin eski gücüne tekrar kavuşması amacıyla yaptırılmıştır.

SORU: 19.YÜZYIL TANZİMAT DÖNEMİNDE İSTANBUL’DA SÜRDÜRÜLEN İKİ FARKLI YAŞAMI KARŞILAŞTIRINIZ?SONUÇLARI İFADE EDİNİZ.
Tanzimat döneminde Beyoğlu eskiden beri gayr-ı Müslimlerin (Hristiyan ve Yahudiler)zorunlu ikamet yeri olarak Batılı yaşamı sürdüren ve Batı’dan gelen yeniliklerin görüldüğü ilk yer olma özelliğine sahiptir.19.yüzyılda Beyoğlu’nda Batı mimarisiyle yapılan binalar bulunmakta eğlence ve Avrupai bir yaşamın ön planda olduğu dini kaygılardan uzak bir hayat sürülmüştür.
İstanbul’un en eski yerleşim yeri olan Surlar içindeki İstanbul ise Osmanlı geleneksel sosyal yaşam yapısını koruyan Doğu-İslam kültürünün hakim olduğu merkez konumundadır.
SORU: “Turfanda mı Turfa mı?” romanından hareketle Tanzimat Dönemi eserlerinin yazılış amacı nedir?
Tanzimat dönemi eserlerinde “Sanat halk içindir.” Anlayışıyla halkı eğitme,bilgilendirme amacı vardır.Bu dönemde edebiyat amaç değil araç olarak görülmüştür.

SORU: TANZİMAT DÖNEMİNDE YAYIMLANAN GAZETELER VE BU GAZETELERİN ÖZELLİKLERİ NELERDİR?
TANZİMAT DÖNEMİNDE ÇIKARILAN GAZETELER
I-TAKVİM-İ VEKÂYİ ( 1831)

Toplumlarda gazetenin iki önemli görevi vardır. İktidarın bildirdiklerini halka iletmek ve halkı siyasi güncel olaylar hakkında bilgilendirmek. 1826 yılında Yeniçeri Ocağını kaldıran ve devlet yönetiminde reform hareketlerine girişen II. Mahmut'un bu gelişmelere paralel olarak 1831 de Takvim-i Vekayinin Osmanlıca ilk resmi gazete sıfatı ile çıkması tesadüf olamaz. 1830 yıllar II.Mahmut'un iktidarı merkezleştirmeyi amaçladığı bir dönemdir. Padişah, reformlarının gerçekleşmesinde siyasi basın gücünün farkındadır. Yurt içinde kamoyu oluşturmayı hedeflediği kadar imparatorluktaki reform ve değişileri batı dünyasına duyurma arzusu içinde Arapça, Ermenice,Farsça, Fransızca, ve Rumca baskılarıda yayımlanmıştır. Ayrıca Mısır 'da Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın teşebbüsü ile 1831 de Takvim-i Mısriyye yayımlanmıştır. Osmanlı Devletine karşı etkin bir propaganda aracı olarak kullanılmıştır. Takvim-i Vakayi haftalık olarak yayınlanan bir gazetedir. Resmi ilanların yanı sıra iç ve dış gelişmelere ilişkin haberler yer almaktaydı. Resmi bir gazete olmasından dolayı makale içerikleri devletin görüşleri doğrultusundaydı. 1860'tan sonra sadece resmi duyurular ve kabul edilen yasa metinleri yayınlanır oldu. II.Abdülhamit devrinin büyük bir kısmında yayınlanmasına karşın, 1878 yılından 1891 yılına kadar yayınlanmadı. 1892 de yeniden yayın hayatı durdu. 1908 de Jön Türk İhtilali sırasında yenıden yayınlandı. Türkiye Cumhuriyeti döneminde onun yerini Resmi Gazete almıştır.

II-CERİDE-İ HAVADİS( 1840)
Ceride-İ Havadis, Türk basın tarihinin ilk özel türkçe gazetesi olarak kabul edilir ancak devletten yardım alması yarı resmi bir yapı doğurmuştur. William Churchill adında bir ingiliz tarafından 1840 yılında çıkarılmaya başlanmıştır. sadece haber içerikli olan gazete ilk yayınlandığı günlerde hiç ilgi görmemiş, ilk üç sayı bedava dağıtılmıştır. gazete haftalık olarak çıkarılmaya başlanmış ardından on günde bir çıkarılması kararlaştırılmıştır. ardından William Churchill siyasi nüfuz kullanarak devletten ayda 2500 kuruşluk yardım almayı başarmıştır. gazetede, dış ülkelerden muhabirleri vasıtasıyla dış haberlere yer verilmiştir. bu özelliği nedeniyle gazete seçkin zümre tarafından takip edilmiştir. gazeteye iskenderiye’den haber gönderen bir muhabir türk basın tarihinin ilk muhabiri sayılmaktadır. Gazetenin diğer bir özelliği ilanlara yer vermesidir. ilk ölüm ilanları bu gazetede yer almıştır. 1854 Kırım savaşına, gazete savaş muhabirlerini göndermiştir, gazete 1864 yılında 1212 sayıyı geride bırakarak kapanmıştır.

III- TERCÜMAN-I AHVAL(1860)
Tercüman-ı Ahvâl, İstanbul'da 1860-1866 arasında yayımlanan ilk özel Türkçe gazetedir. Bu gazete hem gazetecilik hem de edebiyat yönünden tam bir dönüm noktası olmuştur. Sosyal ve siyasal olayların yoğunluk arzettiği halk tarafından merak ve heyecanla izlenen olaylar bu gazetede yayınlanmıştır.Bir övgü gazetesi değil , düşünceve tartışma gazetesi olmuş,fertlerin düşünce ve kanatlarını açığa vurulmasına katkı sağlamış, imtiyazlı baş yazı geleneği ilk bu gazetede başlamış, tefrika ve tartışmalar, haberi ön plana çıkaran araştırmalar, eğitim sisteminin aksaklıkları ve siyasi elaştiri örnekleri yine ilk bu gazetede yer almıştır 22 Ekim 1860'ta Agah Efendi tarafından çıkarıldı. Önceleri pazar günleri çıkan gazete 22 Nisan 1861'deki 25. sayısıyla birlikte haftada üç gün yayımlanmaya başladı. Gazete zamanla Ceride-i Havadis gazetesiyle rekabet edebilmek için yayınını beş güne çıkardı. Bahçekapı'da bir matbaada basılan gazete, matbaanın altındaki bir tütüncü dükkanından satılıyordu.
Şinasi, Ahmed Vefik Paşa, Ziya Paşa, Refik Bey'in sık sık bu gazetede yazıları yer aldı. Bu yazılarda Osmanlı toplumunun geri kalma nedenleri ve ülkede olup bitenler tartışılıyordu.Ayrıca edebi eserlerin de yayımlandığı gazetede, batılı anlamda ilk Türkçe oyun olan Şinasi'nin Şair Evlenmesi de (1860) dizi olarak yayınlamıştı.
Gazete, Ziya Paşa'nın kaleme aldığı sanılan ve eğitim sistemine sert eleştirilerde bulunan bir yazı yüzünden Mayıs 1861'de iki hafta süreyle kapatıldı. Bu olay Türk basınında yayın durdurmanın ilk örneği oldu. 792 sayı yayımlanan Tercüman-ı Ahval 11 Mart 1866'da yayınına son verdi
NOT: Mukaddemesi ilk makale özelliği taşır

IV- TASVİR-İ EFKÂR( 1862)
Tercüman-ı Ahvalin açtığı yolda çok emek ve titizlikle yayın hayatına giren, daha ileri bir adam atan (Tasvir-i Efkar) olmuştur. Şinasi’nin kalemiyle özgürlük düşüncesini yayması bakımından bu gazetenin Türk basın tarihinde çok önemli bir yeri vardır. O dönemin en özlü ve kültürlü yazıları onun kaleminden çıkmıştır
İlk sayıdaki giriş bölümünde gazetenin amacının haber ulaştırmak, halkın kendi yaraları düşünmeyi, kendi sorunları üzerinde durmayı, öğretmek olduğu belirtilmiş bulunmaktadır. padişahın tahta çıkış ve doğum günlerinde övgüler koymayı reddeden Şinasi parlamenter sistemi savunmuş, bu konuyla ilgili olarak Avrupa Basınından çeviriler yayınlanmıştır.
Şinasi’ye göre gazete ilimin ve eğitimin gelişmesi sorunları ele alacak ve halkın anlayacağı dille yayınlanacaktır. bu amaçla yayın ve eğitimle ilgili haberlere önem vermiş, hatta bunlarla ilgili ilanları parasız basmıştır.Tasvir-i Efkar haftada iki gün çıkıyordu. Gazete iç ve dış haberler için ayrı ayrı sütunlar ayırmış ve bunlar ‘’Havadis-i Dahiliye ve ‘’Havadis-i Hariciye’’ diye süslü başlıklarla verilmiştir. Şinasi, kamuoyu, düşünce özgürlüğü gibi konularda uyarıcı başyazılar yazıyordu.
.Gazeteyi üç yıla yakın bir süre Şinasi çıkardı.O sıralarda bir arkadaşının tutuklanmasından tedirgin olan Şinasi,1865 İlk baharında Paris’e kaçtı.Fazıl Mustafa Paşanın kendisini bu yolda desteklemiş olduğu öne sürülür.
Şinasi’nin ayrılışından sonra gazetenin başına Namık Kemalin geçtiğini görüyoruz. Şinasi’nin etkisi altında kalan Namık Kemal daha 25 yaşında iken başyazı yazmaya başladı. Yazılarında özgürlük konularına değiniyor ve aydın çevrelerde geniş yankılar uyandırıyordu. 1867de çıkan ‘’Şark meşalesi ‘’ başlıklı bir yazı dizisi üzerine Namık Kemal in gazeteciliği yasak değildi. Bunun üzerine Namık Kemal de Avrupa ya kaçtı ve gazetenin yönetimi Recaizade Mahmut Ekrem'e kaldı. . Tasvir-i Efkar 835 sayı yayınlanmıştır.Tasviri Efkarın eğitim ve edebiyat alanlarında yepyeni bir yaklaşım oluşturduğu da kabul edilir. Halk dilini ön plana çıkarması, sade anlatım ve keskin fikirli stili, gazetesine izin için yaptığı başvurusundaki olabildiğince Türkçe anlatım ilgisine sadık kaldığını gösterir. Okuyucu mektuplarına ve fikirlerine sütunlarını açmıştır. Arap harfleriyle dizgiyi kolaylaştırmak için dizgi kasasındaki harf sayısını 112 ye indirmiştir.

V-AYİNE-İ VATAN (1866)
Ayine-i Vatan,Eğribozlu Mehmed Arif Bey’in gazetesi 1866’da çıkmıştır.İlk resimli gazetedir. Kapatıldıktan sonra İstanbul adıyla yeniden çıkmıştır.

VI- MUHBİR GAZETESİ (1866)
Kurucusu Ali Suavi’dir..Hükümeti sert bir dille eleştirdiğindinden gazete kapanmıştır. Yurt dışında çıkan bu muhalif basının ekseriyeti Türkçe olmakla birlikte; Fransızca, Arapça, Almanca, İngilizce ve hatta İbranice olarak yayın yapıyordu. Bu gazetelerin en eskisi, Ali Süavi’nin Avrupa’ya kaçmasından sonra Londra’da yayınlamaya başladığı Muhbir’dir. Fransızca ve İngilizce ekler de veren Muhbir, Mustafa Fazıl Paşanın maddi desteğiyle 1867-1868 yıllarında 50 sayı kadar yayınlandı. Muhbir’den sonra Yeni Osmanlıların yayın organı olan Hürriyet, Ziya Paşa ve Namık Kemal tarafından 1868-1869 yıllarında Londra’da seksen dokuz sayı çıkarıldı. Ali Süavi’nin, Sadrazam Ali Paşa hakkındaki bir yazısı üzerine, İngiltere adliyesi tarafından takibata uğrayınca, 1870 yılında Cenevre’de Ziya Paşa tarafından on bir sayı olarak çıkarıldı. Altmış üçüncü sayıdan itibaren Namık Kemal gazeteden ayrıldı ve 1869’da yurda döndü. Ziya Paşa ise 1871’de döndü. Ali Süavi, Mustafa Fazıl Paşanın verdiği para ile Paris’te Ulum adlı bir gazete çıkarmaya başladı. İnkılap fikirlerini yayan ilk gazetedir

VII-TERAKKİ GAZETESİ (1868)
Terakki, 1868’de Ali Raşid ve Filip Efendi’lerin çıkarttığı gazetenin bir hususiyeti haftada bir kadınlara mahsus bir gazete çıkarmasıdır. Yine haftalık mizah nüshası da vardır.

VIII-MÜMEYYİZ GAZETESİ (1869)
Mümeyyiz,1869’da çıkan gazetenin sahibi Sıtkı Efendi’dir. En büyük meziyeti çocuklar ait bir nüshasının olmasıdır.hafta içi 5 gün yayımlanan bir gazete idi. İlk sayısı Çarşamba’ya denk düşmesine rağmen geri kalan baskıları gazetenin Cuma günkü baskılarının yanında ve aynı ismi, Mümeyyiz ismini taşıyan, yanında ise “çocuklar için gazetedir” yazısı bulunan bir ilave olarak Mümeyyiz, dönemin Süpyan Mektepleri’nde (ilkokul) verilen eğitime ek olarak çocuklara, daha çağdaş daha Batılı eğitimle destek vermeyi ve bu yolla uzun vadede de olsa Türk toplumunun daha eğitimli ve daha çağdaş bir konuma gelmesi hatta Batılı ülkelere karşı yitirdiği eski itibarını ve gücünü yakalaması için çözüm üretmeyi hedeflemişti.

IX-İBRET GAZETESİ (1870)
1870 yılında yayın hayatı başlayan gazetenin adı iki yıllık çalkantılı bir dönem geçirdikten sonra Ahmet Mithat Efendi tarafından “kiralanır” ve 1872’den başlayarak Namık Kemal, Ebüzziya Tevfik gibi ünlü adların bulunduğu kadrosuyla çıkmaya başlar. Başyazarı Namık Kemal’dir. Özellikle Namık Kemal’in yazıları nedeniyle ilgi gören gazete, yine Namık kemal yüzünden 1873’de kapatılır. Sebebi de yazarın “Vatan Yahut Silistire” adlı oyunudur. Oyunu beğenen ve tezahüratlarla İbret gazetesi önünde toplanan halkın heyecanı Osmanyı Sarayını ayağa kaldırınca gazete 1873 yılı Nisan ayında kapatılır. Ebüzziye Tevfik ile Ahmet Mithat Efendi Rodos adasına gönderilir. Gazete ancak 132 sayı yayınlanabilmiştir. Namık Kemal bu gazetede, özgürlükçü fikirleri savunmuş, basının işlevlerini ve önemini vurgulamıştır.

X-MUSAVVER GAZETESİ (1872)
Musavver,1872’de çıktı. En önemli özelliği tercümelere yer vermesi ve Fotoğraflı olarak yayımlanan ilk gazete olmasıdır.

XI-TERCÜMAN-I HAKİKAT( 1878)
II. Abdülhamid döneminde yayımlanan en önemli gazete,1878’de çıkmaya başlayan Tercüman-ı Hakikat Gazetesi, Ahmed Mithad Efendinin başarılı kalemi ile ve hükumeti tenkid etmeyen büyüklere şantaj, sansasyon özelliğinde olmayan ciddi haberciliğiyle bu devrin en uzun ömürlü ve itibarlı gazetesi oldu. Daha sonraki senelerde Ahmet Midhat Efendinin damadı Muallim Naci’nin idare ettiği bir edebi ilave verdi. Bu son derece ciddi ve terbiyevi bir edebiyat mecmuasıydı. Çocuklar için haftalık ilaveler verdi. Bu gazetede telif romanlar tefrika edildiği gibi, batı klasikleri de veriliyordu. Midhat Efendi bu arada 150’den fazla roman ve ilmi kitap yayınladı. Kitaplar, çekici ve akılcı bir üsluba sahib olduğundan, okutucu ve öğreticiydi. On dört ciltlik Avrupa Tarihi, üç ciltlik Dünya Tarihi serileri, o devirde halk tarafından merakla okundu.
Ayrıca, Tercüman-ı Hakikat gazetesi tarafından açılan yardım kampanyası Osmanlı hükûmetinin yaptığı yardımların paralelinde olarak, İstanbul’da yayımlanan ve Ertuğrul’un battığını ilk kez Bahriye bakanı da dahil kamuoyuna duyuran Tercüman-ı Hakikat gazetesi tarafından da şehit ailelerine ve yetimlerine yardım toplanmaya başlanmıştı. Bu gazete gericiliğe ve tutuculuğa savaş açmıştır. Daha sonraları Ağaoğlu Ahmet’inde sert yazılar yazdığı gazete , devamlı suretle ittihatçılarla yapılan tartışmaların yayın aracı olmuştur. Balkan Harbi’nden sonra Ahmet Mithat’ın ölümü üzerine gazete Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar yayınlarını sürdütmüş daha sonra kapanmıştır.

XII-MİZAN GAZETESİ (1886)
Mizan Gazetesi : 21 Ağustos 1886’da haftalık mizan gazetesi çıkarılmıştır. bu gazeteyi Mizancı Murat adıyla anılan Murat bey çıkarmıştır. Gazetede iç ve dış politika konularına , ekonomi eğitim , maliye ile ilgili çeşili problemlerin çözümüne yer verilmiştir.Mizan Gazetesi 1897’de kapatılmıştır.
Not: tasvir-i Efkar, Tercüman-ı Hakikat, Mizan gazeteleri halkın okuma alışkanlığının artmasında etkili olmuşlardır.

XIII-İKDAM GAZETESİ (1894)
Ahmet Cevdet tarafından İstanbul’da çıkarılan günlük gazete. Yazarları Bâbanzade İsmail Hakkı, Abdullah Zühtü, Ahmet Rasim idi. 24 Temmuz günü Hüseyin Cahit’te onlara katılmıştır. Abdülhamid döneminde birkaç defa kapatılmıştır. Ahmed Cevdet (Oran) kurduğu bu gazeteyi “siyasi Türk Gazetesi” olarak nitelemiştir
Sonuç olarak baktığımızda, Tanzimat ile birlikte Batı ya ait pek çok edebi tür edebiyatımıza başarıyla uyarlanmıştır. Günümüzdeki yayınlanan pek çok yayın çeşidinin temelleri bu dönemde atılmıştır. Yukarıda belirtilen gazetenin dışında pek çok gazete bu dönemde yayınlanmış halkı bilgilendirme görevini başarıyla yapmıştır. Bu dönemde dikkat çeken bir başka önemli konu 1860 ta Türk basınının devlet ve hükümete karşı tavır alması,diğer dillerde yayınlanan gazetelerinde devletin birlik ve bütünlüğünü bozucu yayınlar yapması üzerine devlet bazı tedbirler almıştır.1864 te Matbuat Nizamnamesi düzenlenmiştir. Nizamname ile daha önce kurulmuş olan Babıali Tercüme odası, Matbuat müdürlüğü gibi kurumlara yeni görevler veriliyordu. Bunlar; siyasi nitelikteki yayınlara ruhsat vermek, yayınların içeriğini kontrol etmek, gazetelere verilecek resmi ilanları düzenlemek, Avrupa'da ülke aleyhi yayınlar yapan mecmuaların ülke içine girmesine engel olmak,aykırı davrananlara para ve hapis cezası uygulamak. Böylece devlet başta padişah ve diğer mensuplarını koruma altına almış oluyordu. Bu durum 1909 a kadar devam etmiştir.

SORU: TANZİMAT DÖNEMİNDE GAZETECİLİĞE NİÇİN ÖNEM VERİLMİŞTİR?
· Gazetenin Batılı devletlerdeki işlevinin ve gücünün anlaşılması

· Gazetenin ticari bakımdan kitaba göre daha avantajlı olması,pazarlanmasının kolay olması

· Halkın anlayabileceği bir dille yazılması

· Gazetenin basılan kitaplarla ve oynan tiyatro oyunlarıyla ilgili haber vermesi

· Roman ve tiyatro eserlerinin tefrika edilmesini sağlaması ileriki yıllarda şiirlere ve edebiyat konularına halkın kolayca ulaşmasını sağlaması

· Toplumsal konuların edebi türlere girmesini sağlaması

SORU: ŞİNASİ,ZİYA PAŞA VE NAMIK KEMAL’İN YETİŞME TARZLARI VE ALDIKLARI EĞİTİM NASILDIR?
I. dönem Tanzimat edebiyatını oluşturan sanatçılar Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Vefik Paşa, Ahmet Mithat Efendi, Şemsettin Sami'dir.
Bu dönem sanatçıları, genel olarak toplumun zengin kesiminden çıkmış, iyi yetişmiş kişilerdir. Halk kökenli değillerdir; ama halkı bilinçlendirip uyandırmaya çalışmışlardır.
"Toplum için sanat" düşüncesini benimsemişlerdir.
Bu sanatçıların yetişmeleri tümüyle eski kültürle olmuştur.
Tanzimatçıların idealleri ile uygulamaları, inançları ile yaşantıları arasında büyük farklılıklar vardır. Bu yüzden Tanzimat döneminde hep bir "ikilik" söz konusudur.
Dilde sadeleşme düşüncesini savunmuşlardır; ancak bu düşünce uygulanamamıştır.
Divan şiirini şiddetle eleştirmişler, ancak özellikle biçim yönünden Divan şiiri örneği sayılacak şiirler yazmışlardır (Gazel, kaside, terkib-i bent). Hece ölçüsünü ve Halk ede¬biyatını savunmuşlar, ama bu düşüncelerini de -birkaç örnek dışında- uygulamaya geçirememişlerdir.
Tanzimat şiirinde söyleyiş değil, fikirler önem kazanmıştır. Yukarıda da belirtildiği gibi şiirlerde yeni konulara yer vermişlerdir.
Bu dönem sanatçıları aynı zamanda birer devlet adamıdır, idarecidir, siyasetçidir. Özellikle şiirleriyle toplumu etkilemeye ve yönlendirmeye çalışmışlardır. Toplumsal sorunlara çözüm arayışına yönelmişlerdir.

SORU: TANZİMAT EDEBİYATI NE ZAMAN VE HANGİ OLAYLA BAŞLAMIŞTIR?
Tanzimat edebiyatı 1860 yılında Şinasi ve Agah Efendinin birlikte çıkardıkları İLK ÖZEL GAZETE Tercüman-ı Ahval Tanzimat edebiyatının başlangıcı olmuştur.

SORU: TANZİMAT DÖNEMİNDE ORTAYA ÇIKAN EDEBİ TÜRLER HANGİLERİDİR?
Makale,roman,öykü,tiyatro,eleştiri,fıkra,anı(hatıra)…

SORU: TANZİMAT DÖNEMİNDEKİ İLKLER NELERDİR?
Tanzimat Dönemindeki İlkler


* İlk çeviri roman: Les aventures de Télémaque, çeviri: Yusuf Kamil Paşa
* İlk roman: Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat, Şemseddin Sami
* İlk köy romanı: Karabibik, Nabizade Nazım
* İlk realist romancı: Recaizade Mahmut Ekrem
* İlk realist roman: Araba Sevdası, Recaizade Mahmut Ekrem
* İlk edebi roman: İntibah, Namık Kemal
* İlk tarihi roman: Cezmi, Namık Kemal
* İlk kadın romancı: Fatma Aliye
* İlk tiyatro: Şinasi’nin Şair Evlenmesi’dir.
* İlk mizah gazetesi: Teodor Kasap
* Matbaada basılan ilk kitap: Vankulu Lügati
* İlk mülakat (röportaj): Rüya,Ziya Paşa
* İlk makale: Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi, Şinasi
* İlk kez noktalama işareti kullanılan eser: Tercüman-ı Ahval, Şinasi
* İlk şiir çevirisi: Tercüme-i Manzume, Şinasi
* İlk gazete: Takvim-i Vakayı, sahibi devlet (1831)
* İlk özel sanat, fikir, edebiyat gazetesi: Tercüman-ı Ahval, Şinasi, Agah Efendi (1860)
* İlk anı: Defter-i Amal, Ziya Paşa
* İlk oynanan tiyatro: Vatan yahut Silistre, Namık Kemal
* İlk edebiyat ders kitabı: Talim-i Edebiyat, R. Mahmut Ekrem
* İlk naturalist roman: Zehra, Nabizede Nazım
* İlk öykü: Letaif-i Rivayet, A. Mithat Efendi
* İlk gerçekçi öykü: Küçük Şeyler, Sami Paşazade Sezai
* İlk doğa betimlemesi: Sahra, Abdülhak Hamit Tarhan
* İlk eleştiri:Tahrib-i Harabat,Namık Kemal

SORU: TANZİMAT DÖNEMİ ESERLERİNDE TOPLUMUN EĞİTİLMESİ Mİ,ESTETİK KAYGI VE ZEVK Mİ ÖNEMLİDİR?
Toplumun eğitilmesi önemlidir,bu dönem eserlerinde “fayda” ön plandadır.

SORU: TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ ZİHNİYETİNİ MADDELER HALİNDE YAZINIZ.
Tanzimat edebiyatı zihniyeti yüzünü her anlamda Batıya dönmüş,Batı’daki gelişme ve değişimleri yakın takibe almış bir karakter gösterir.Başka bir ifadeyle devletin kötü gidişatına çare bulmak için yeni tedbirler alıp kanunlar çıkararak her alanda Batı’ya yönelmek ve çağın gereklerine uygun olarak yenileşmektir.

SORU: BATI’DAKİ RÖNESANS İLE BİZDEKİ TANZİMAT HAREKETİ ARASINDA HANGİ YÖNLERDEN BENZERLİKLER VARDIR?

· İki hareket de Ortaçağ zihniyetine karşı girişilen bir yenileşme hareketidir.

· İki harekette de yeni kavram ve düşüncelere yöneliş başlamıştır.

· İki harekette de insana değer verilen bir gelişme başlamıştır.

· İki harekette de eleştirel bir yaklaşımla içinde yaşanılan dini-sosyal ekonomik kültürel ve felsefi değerler ve bunları temsil eden kurum-kuruluşlar sorgulanmaya başlanmıştır.

· Rönesans’ta kralların iktidarında zayıflama Tanzimat’ta padişahların yetkilerinde sınırlama görülmüştür.

· ARADAKİ FARK İSE RÖNESANS DOĞAL ŞEKİLDE GELİŞMİŞ ,TANZİMAT İSE DEVLET ELİYLE YAPILAN BİR YENİLEŞME HAREKETİDİR.

11.SINIF EDEBİYAT TANZİMAT EDEBİYATI ÖĞRETİCİ METİNLERİ-SORU-CEVAP

2.ÖĞRETİCİ METİNLER

SORU: Tanzimat’tan sonra ortaya çıkan türlerden hangilerini öğretici metin kapsamında değerlendirebiliriz?
Makale, deneme, sohbet, fıkra, eleştiri, röportaj…

SORU: Öğretici metinlerin yazılış amaçları nelerdir? Maddeler halinde yazınız.

· Öğretici metinler, açıklama, aydınlatma, bilgi verme amaçlarıyla yazılır.
· Bu metinlerle sağlanan iletişimin amacı bilinmeyeni açıklamak; herhangi bir yer ve olay hakkında bilgi vermek; bir düşünceyi, duyguyu kanaati bildirmektir.
· Öğretici metinler günlük hayatın gerçeklerini, tarihî olayları, felsefi düşünceleri ve bilimsel gerçekleri anlatan metinlerdir.

SORU: Çağdaş uygarlık düzeyi ne demektir?
Her bakımdan içinde bulunduğumuz zamanın gereklerini benimseme, o gereklere uyma, o gerekleri yerine getirme demektir. İleri ülkeler, gösterdikleri siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmelerle içinde bulundukları çağın uygarlığını temsil etmek üzere belli bir düzey çizerler. İşte bu düzey "çağdaş uygarlık düzeyi"dir.

VAZİFE VE MESULİYET HAD VE HAK METNİYLE İLGİLİ SORULAR
GÜNÜMÜZ TÜRKÇESİYLE (GÖREV VE SORUMLULUK,SINIR VE HAK)


1. Metni oluşturan paragraflarda anlatılanların, iletisi etrafında nasıl birleştiğini açıklayınız.
Metnin bütününe baktığımızda devletin vatandaşlarına karşı vazifeleri ve sorumluluklarının anlatıldığını görüyoruz. (Mizancı Murat Bey’in Mizan gazetesinde yazdığı Vazife ve Mesuliyet Had ve Hak adlı metin)

2. Seçilenlerin ve onları seçenlerin birbirlerine karşı görevlerini metinden yola çıkarak ifade ediniz.
Seçilenler hizmet için gelmişlerdir. Vaatlerini yerine getirmezlerse halk onları görevden alır.
Seçilenlerden beklenen en önemli şey, görevlerini yerine getirmeleridir.
Seçilenler görevini yapmazsa halkın başkasını seçme yetkisi vardır.
Seçilenler görevlerini yerine getiremezse bu durumu halka şikayet edebilir ya da istifa edebilir.
Seçme gibi seçilmde de kabul ve isteğe bağlıdır.

3. Metinde “had (sınırlılık)” sözcüğü, kimler için kullanılmaktadır?
Hem yöneticiler hem de halktan kişiler için kullanılmıştır.

4. Eserin yazılış amacı nedir, yazarın hedeflediği okuyucu kitlesi kimler olabilir?
Eserin yazılış amacı devletin halka, halkın da devlete karşı görev ve sorumlulukları olduğu konusunda insanları bilgilendirmektir. Eser hem vatandaşa hem de yöneticilere hitap etmektedir.

5. Metnin tamamında yazarın iletmek istediği düşünceyi (ana düşünce) bir cümle ile belirtiniz.
Herkes hak ve sorumluluklarını iyi bilmelidir.

6. Ana düşünce ile Tanzimat Dönemi arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
Tanzimat Döneminde hak, hukuk, hürriyet, adalet, eşitlik gibi kavramların öne çıktığını görüyoruz. Bu anlayış Tanzimat edebiyatının birinci döneminde de görülür. Metnin ana düşüncesi Tanzimat döneminin siyasi ve hukuki yenilikleriyle ilgilidir.

7. Ana düşünce soyut bir kavramı mı, teknik bir gelişmeyi mi, siyasi bir düşünceyi mi, sosyal bir buluşu mu ifade etmektedir? Sözlü olarak ifade ediniz.
Metnin ana düşüncesi siyasi bir düşünceyi ifade etmektedir. (demokrasi)

8. Bu metnin ana düşüncesini hikâye, roman, şiir gibi türlerle ifade etmek mümkün müdür? Niçin?
Metnin ana düşüncesi hikaye, roman, şiir gibi türlerle ifade edilebilir ancak ifade ediş tarzı ve gerçekliği ele alışı değişecektir. Bu ana düşünce öğretici bir metinde ele alındığı için gerçeklikle tam olarak örtüşür. Hikaye ve roman türlerinde ele alınmış olsaydı sanatsallık, kurgulama da işin içine girecekti. Şiirde doğrudan anlatmak yerine sanatlı üslup, heyecan, coşku, hissettirme ön plana çıkacaktı.

9. Ana düşüncenin, Tanzimat Döneminin sosyal hayatı ile nasıl bir ilişkisi olduğunu açıklayınız.
Vatandaşın devlete, devletin vatandaşa karşı yerine getirmesi gereken görevlerle ilgili bulduğunuz gazete yazılarını arkadaşlarınızla paylaşınız.

10. Mizancı Murat, “hükûmet” ve “Çakır Aliler” sözleriyle kimi veya kimleri anlatmaktadır?
Yazar, hükümet sözüyle padişah rejimini, Çakır Aliler sözüyle de halkı anlatmaktadır.

11. Metinde verilen bilgilerin ışığında Çakır Ali’yi kendi cümlelerinizle betimleyiniz.
Yazarın halkı anlatmak için kullandığı hayali bir örnektir. Osmanlı halkının genel özelliklerini yansıtır.

12. Metinde kullanılan anlatım türünü 10. sınıf dil ve anlatım dersinde öğrendiklerinizden hareketle belirleyiniz. Bu anlatım türünün özelliklerini tahtaya yazınız.
Metinde açıklayıcı anlatım kullanılmış, düşünceyi geliştirme yollarından da örneklendirme ve karşılaştırmalara yer verilmiştir.

Sayfa 28

13. Padişahın sarayı ile Çakır Ali’nin köyünü, evini karşılaştırınız. Farklılıkları aşağıya sıralayınız.
Padişahın sarayı ile Çakır Ali’nin köyü ve evi arasında dağlar kadar fark vardır. Çakır Ali’nin köyü, sarayın bahçesi kadar bir alana sahip değildir. Evi ise saraydaki kümes kadar yoktur. Bu farklılık o dönemde yönetici kesim ile halk arasındaki ekonomik dengesizliği göstermektedir.

14. Metnin anlatımını açıklık, kesinlik, yalınlık ve duruluk açısından değerlendiriniz.
Metinde duru, yalın, kesin bir anlatım vardır. Metin sadeleştirilmiş hali göz önünde bulundurulursa metin fazla akıcı değildir.

15. “Sözleşme, seçim, hak, vekil, görev, sorumluluk, yetki, istifa, ceza, öşür, hukuk, vergi, hükûmet, kabahatli, ortaklık, imdat” kelimelerinden hangileri kavram veya terimdir? Bu kelimelerden hangileri günlük hayatta da kullanılmaktadır?
“Öşür” kelimesi dışındaki diğer kelimeler günlük hayatta kullanılmaktadır. Hak, görev, yetki, ceza, sorumluluk, hukuk, ortaklık sözcükleri birer kavramdır.

16. Yazar, günlük hayattan alınan kelimelerle kavram ve terimleri niçin bir arada kullanmış olabilir?
Kavramların daha iyi anlaşılması için

a. Batı’daki Rönesans ile bizdeki Tanzimat hareketi arasında tespit ettiğiniz benzerlikleri arkadaşlarınızla paylaşınız.
İkisinde de yenilik amacı var
Özgürlük, eşitlik, düşünce ve ifade serbestliği hedeflenmiştir.Bu serbeslik Tanzimat’ta sınırlıdır.
Rönesansta kralların, Tanzimat’ta padişahın yetkileri sınırlandırılmıştır.
Rönesansta Batı’da bilim ve sanat alanında yenilikler yapıldı, gelişmeler yaşandı. Tanzimat Döneminde de sanat alanında değişim yaşandı.
İkisinde de aydınlar, yenilikler öncülük yapmıştır.

b. Metinde geçen, Tanzimat’ın getirdiği özgür ortamla dile getirilebilen yeni kavram, terim ve ifadeleri bularak tahtaya sıralayınız.
Hürriyet, hak, hukuk, adalet, eşitlik, seçim, sözleşme, vekil …

c. On altıncı yüzyılın İstanbul’unda da sanatçılar bu kavramları, terimleri, ifadeleri dile getirebilirler miydi? Tartışınız. Ulaştığınız sonuçları defterinize yazınız.
Dile getiremezlerdi. Çünkü o dönemde padişahın mutlak otoritesi vardı.Ortam müsait değildi. Dönemin siyasi anlayışı bu düşünceleri dile getirmeye engeldi.

17. Yazar, makalesinin ilk bölümünün son paragrafında sözleşmenin yenilenmesi gerektiğini söylüyor. Bunu niçin istemektedir?
Sözleşmenin eskimiş olduğunu ifade ediyor.
Sözleşmenin yenilenmemesi durumunda devletin ve hilafetin zarar görebileceği endişesini dile getiriyor.

18. “Şeyh, halife, padişah” gibi ifadelerle “seçim, hürriyet, hak, istifa” gibi kelimelerin aynı metinde kullanılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Düşüncelerinizi aşağıya yazınız.
Bu kelimelerin kullanılması dönemin siyasi ve sosyal ortamını yansıtır. Hem padişahlık devam ediyor hem de demokratikleşme yolunda adımlar atılıyor.

19. Metin, hangi geleneğe bağlı kalınarak yazılmıştır?
Dil ve anlatım yönünden divan nesrine yakın. İçerik bakımından Tanzimat edebiyatı geleneğine bağlı.

20. Okuduğunuz metinden somut ifadelere örnekler veriniz. Yazarın, bu ifadelerden nasıl yararlandığını açıklayınız.
kitap, padişah, vali, mahalle, köy, tarla, mera, dağ, kasaba, Çakır Ali…. Yazar bu somut ifadeleri hak ve görevlerin kapsamı ile ilgili konular olarak kullanmış.

Muallim Naci ile Recaizade Mahmut Ekrem arasında geçen tartışmalar ve Tanzimat Dönemindeki “eski-yeni” çatışması ile ilgili araştırma sonuçlarını arkadaşlarınızla paylaşınız.
Muallim Naici ile R. Mahmut Ekrem şiirde kafiye göz için midir, yoksa kulak için midir tartışması yapmışlardır. M. Naci, eski edebiyat anlayışıyla kafiye göz içindir demiştir. R. Mahmut Ekrem yenilik yanlısıdır kulak için kafiye anlayışını benimsemiştir. Eski edebiyat taraftarları M. Naci’nin yanında yer almışlar, yenilikçi sanatçılar R. M. Ekrem’i desteklemişlerdir.

a. Tanzimat Dönemi gazeteleri ile ilgili olarak kitabınızın 14. sayfasındaki “3. ODE” nin a, b ve c maddeleri doğrultusunda yaptığınız araştırma sonucu edindiğiniz bilgileri hatırlayınız.

b. Makale ve sohbet gibi öğretici metinlerin gazete aracılığıyla halkla buluştuğu; tiyatro, hikâye, roman örneklerinin öncelikle gazetelerde yayımlandığı Tanzimat Döneminde gazetelerin önemini gözden geçirerek yeniden değerlendiriniz.

Tanzimat gazeteciliği yeni düşünceleri halka benimsetmeyi amaçladığı gibi Batı’dan alınan edebi türlerin halka tanıtılmasında da önemli bir rol oynamıştır. Makale, roman, tiyatro, hikaye,eleştiri gibi türlerin ilk örnekleri gazetelerde yayımlanmıştır. Gazeteler yeniliklerin sözcüsü olmuştur.
21. Eserden hareketle yazarın fikrî ve edebî yönü hakkında çıkarımlarda bulunarak eser-yazar ilişkisini belirleyiniz.

Sayfa 30

1. Ebuzziya Tevfik’in “Hürriyet” adlı metninde hürriyet kavramının dünya milletleri açısından önemi anlatılmaktadır. En eski medeniyetlerden olan Yunan medeniyetinde hürriyete çok önem verildiği ifade ediliyor. Yunan devletinden sonra kurulan Roma İmparatorluğunda insan hak ve hürriyetlerine geniş yer verilmiştir. İslam medeniyetinde insanların seçimine saygı duyulmuş, zorlama yapılmamıştır.
Osmanlılar döneminde zaman zaman hürriyete yer verilmiştir. Ancak sınırlarını ve amacını aşan hürriyet devlet için zararlıdır. I. Selim zamanında fazla özgür kalan yeniçerilerin padişahın çadırını kurşunlaması gibi.
“Halkımız bilgi ve kültür seviyesi bakımından hürriyete hazır değildir.” diyenler yanılmaktadır. Halkımızın tek eksiği eğitimsizliktir. Cahil bir halka hürriyet sağlanırsa devlet düzeni bozulur. Ancak halkımız cahil olmadığı için kendisi için sağlanan özgürlüğü kötüye kullanmayacaktır. Şu an bütün şartlar uygundur. Bu halk esaretten kurtulmalı, özgür olmalıdır.

2. Metinde “hürriyet” ile ilişkilendirilen kavramları tespit edip defterinize yazınız.
“Vatan, yurt, halk, hak, egemenlik, ilerleme, bilgi, kültür, eğitim” vb kavramlar

3. Yazar, medeni üstünlüğe sahip ülkelerin her alanda gelişmesinin sebebini neye bağlıyor?
Hürriyete önem vermelerine bağlıyor.

4. Uygarlık tarihinin çeşitli dönemlerinde söz ederek özgürlüğün ne kadar önemli olduğunu örneklerle ispatlamak istemiştir.

5. Yazara göre halkın çektiği sıkıntıların sebepleri nelerdir?
Bilgi, kültür eksikliği, eğitimsizlik

6. Eserin yazılış amacı nedir, yazarın hedeflediği okuyucu kitlesi kimler olabilir?
Bilgi vermek, aydınlatmak ve öğretmektir. Bunlardan hareketle hürriyetin bir millet için ne kadar önemli olduğunu göstermek. Hedef kitle toplumdur.

7. Metnin tamamında yazarın iletmek istediği düşünceyi (ana düşünce) belirtiniz.
Hürriyet insanlığın hakkı ve var oluşunun ve huzurunun kaynağıdır.

Sayfa 31


“Hak, sorumluluk, özgürlük” kavramları Tanzimat metinlerinde yer aldığı gibi günümüzde de ele alınıp tartışılmaktadır.
Vazife, Mesuliyet, Had ve Hak metni ile Hürriyet adlı metinde ana düşünce hürriyet kavramı üzerine kurulmuştur.

8. Hürriyet adlı metindeki ana düşünce farklı türlerde ele alınabilir. (Örnek Namık Kemal’in hürriyet Kasidesi)

9. Bu cümle halkın eğitim imkanlarına sahip olmadığını, hakkını arayamadığını, hak ve sorumluluklarını bilmediği anlamına geliyor.

10. Göndergesel işlevde kullanılmış.

11. Kelimeler daha çok gerçek anlamıyla (ilk anlamıyla) kullanılmış

12. Açıklayıcı anlatım vardır.

13.Metinde özgürlüğü hak eden halka, hakkını teslim etmesi için kime çağrıda bulunuluyor?
Devlet yöneticilerine çağrıda bulunuyor.

14.Halkın, hürriyeti hak edişi konusunda ileri sürülen görüşleri ve bunların nedenlerini söyleyiniz.
Halkın bilgi ve kültür bakımından henüz özgürlüğe hazır olmadığı söylenmiş. Halka özgürlük verilirse tehlikeli sonuçlar doğuracağı ifade edilmiş. Geçmişte yaşanan bazı olaylar göz önüne alınarak bu sonuca varılmış.

15. Metnin anlatımını açıklık, kesinlik, yalınlık ve duruluk açısından değerlendiriniz.
Açık, yalın, duru bir anlatım vardır. Kesin ifadeler kullanılmıştır.

16. “Müstebit” kelimesi hariç diğerleri günlük hayatta kullanılmaktadır. Hürriyet, zafer, hak, kamuoyu sözcükleri birer terimdir.

17. Yazar, günlük hayattan alınan kelimelerle kavram ve terimleri niçin bir arada kullanmış olabilir?
Bu kavramların önemini belirtmek isteyen yazar, okuyucunun mesajı daha iyi anlaması için günlük hayatta kullanılan kelimelerle bu kavramları bir arada kullanmıştır.

18. a. Metinde geçen, Tanzimat’ın getirdiği özgür ortamla dile getirilebilen yeni kavram, terim ve ifadeleri sıralayınız.
hürriyet, hak, hükümet, kamuoyu, ilerleme, egemenlik vb.

b. Metindeki somuta yönelik ifadelerin altını çiziniz. Bu ifadelerin metinde nerede ve nasıl kullanıldığını açıklayınız.
insan, dünya, düşman, asker, ev, saray vb. somut kelimeler.
Soyut olan hürriyet düşüncesinin daha iyi anlaşılabilmesi için somut kelimelere yer vermiş.

19. Bu kelimelerin aynı metinde kullanılması Tanzimat döneminde ikiliğin olduğunu gösterir. Eski anlayış bazılarınca savunuluyor, eski yönetim az da olsa değişerek devam ediyor. Yeni anlayış, Batılı düşünce, yenilikçilerce dile getiriliyor. Hürriyete dayalı yönetim sistemi dile getiriliyor. Birçok yönden ikilik görülmektedir.
a) Sosyal ortamdaki eski-yeni, Doğu-Batı çatışması eserlere de yansımıştır.
b) Tanzimat dönemi eserlerinin dil ve anlatımında da ikilik görülmektedir. Şiirlerin biçim özellikleri eski, konu ve temaları yenidir.

20. Metin, hangi geleneğe bağlı kalınarak yazılmıştır?
Tanzimat dönemi öğretici metin geleneğine bağlıdır.
a) Halkın bilgilendirilmesinde ve eğitilmesinde araç olmuştur.
Batıdan giren edebi türlerin tanıtılmasını ve yayılmasını sağlamıştır.
Çeşitli türlerde eserler tefrika edilmiştir. (roman, hikaye)
Edebi faaliyetlerle ilgili bilgi verilmiştir.
Toplumun yeniliklerden haberdar olmasını sağlamıştır.
Dilin sadeleşmesinde katkısı olmuştur.

21. Ebuzziya Tevfik, baskıcı yönetime tepki göstermiştir.
Hürriyetin öneminden bahsetmiştir.
halkı bilinçlendirmeyi ve eğitmeyi amaçlamıştır.
Gazete ve dergiciliğe önem vermiştir.

Sayfa 33

3. Metin
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE IŞIĞINDA ÇAĞDAŞLAŞMA


1. Metinden hareketle çağdaşlaşmanın tanımını aşağıya yazınız.
Çağdaşlaşma, her bakımdan içinde bulunulan zamanın gereklerini yerine getirme demektir.

2. “Bağımsız bir millet olmanın” çağdaşlaşmadaki rolünü açıklayınız.
Milletlerin varlığı, bağımsızlığı gösterdiği ve göstereceği uygar eserlerle orantılıdır. Uygarlık yolunda ilerlemeyen, çağdaşlaşmayan milletler, hürriyet ve bağımsızlıklarını koruyamazlar. Milletlerin var olmasının şartı uygarlık yolunda ilerlemek ve başarı kazanmaktır.

3. Atatürk’ün çağdaşlaşmaya verdiği önemi açıklayınız.
Atatürk’ün bu konudaki düşünceleri:
“Gözlerinizi kapayıp yalnız yaşadığımızı farz edemeyiz. Memleketimizi bir çember içine alıp cihan ile alakasız yaşayamayız. Bilakis ileri, uygar bir millet olarak uygarlık sahasının üzerinde yaşayacağız. Bu hayat ancak ilim ve fen ile olur. İlim ve fen nerede ise oradan alacağız ve her millet ferdinin kafasına koyacağız. İlim ve fen için kayıt ve şart yoktur.”

YORUMLAMA, GÜNCELLEME Sayfa 33

1. Tanzimat Döneminde yaşayan insanların incelediğiniz metinlerden çıkardıkları anlam ile bu eserlerin sizde uyandırdığı düşünceler aynı mıdır? Niçin?
İncelediğimiz metinlerden Tanzimat Döneminde yaşayan insanlar ile bizim ulaşacağımız anlam aynı değildir. Bizim günümüzde sahip olduğumuz demokratik düzen ve sosyal hakla o dönem insanı için henüz gerçekleşmemiştir. O dönemde padişahın halka biraz daha özgürlük tanıması isteniyordu. Oysa günümüzde demokratik bir yönetim vardır ve herkes özgür ve bağımsızdır.

2. Toplumsal düzenin aksamadan sağlıklı bir biçimde devam etmesi; insanların huzur içinde yaşamaları nelere bağlıdır?
İnsanların demokratik haklara sahip olmaları gerekir.
Herkes eşit olmalı
Toplumun ekonomik bakımdan güçlü olması
Eğitim, kültür ve sanatta ilerleme sağlanmalı
Çağdaş toplumlara ayak uydurmak gerekir.
Devlet ve bireyin karşılıklı olarak sorumluluk bilincine sahip olması
Devletin halkı bir bütün olarak görmesi, ayrımcılık yapmaması…

3. Padişahın mutlak ve tek yönetici olduğu bir ülkede demokratik anlamda seçimden söz edilebilir mi? Neden?
Söz edilemez. Devletin en üstündeki kişi hep kalıcıdır. Padişah mutlak otoritedir. Oysa demokratik yönetimlerde devletin yöneticileri seçimle gelir, seçimle gider.

4. Ebuzziya Tevfik’in özgürlük anlayışı ile bu kavramın sizdeki çağrışımlarını karşılaştırınız. Sonuçları aşağıya yazınız.
Ebuzziya Tevfik’in özgürlük anlayışı o dönemin siyasi baskıları dolayısıyla sınırlıdır. Yazar, toplumsal özgürlüğü değil bireysel özgürlüğü savunuyor. O dönemlerde toplumsal özgürlüklerden söz etmek suç sayılıyordu. Günümüzde özgürlükler daha geniştir.

5. Bir milletin çağdaş olup olmadığını hangi ölçütlere göre belirlersiniz? Tartışınız. Ulaştığınız sonuçları defterinize yazınız.
Toplumsal hayatı düzenleyen kanunlar
Yönetim şekli
Eğitim anlayışı ve eğitim sistemi
Siyasi, ekonomik bağımsızlık
Sanat, edebiyat
Ekonomik kalkınma
Sağlık
Bilim, teknik alanlarındaki çalışmalar
Devlet-vatandaş ilişkileri

6. Mizancı Murat ve Ebuziyya Tevfik’in metinlerini oluşturan Tanzimat Dönemi zihniyetini belirleyiniz.
Metinlerden hareketle “hürriyet, adalet, eşitlik” düşüncelerine önem verildiği görülüyor. Bu düşünceler Tanzimat Döneminin zihniyetini yansıtır.

Sayfa 34

1. Aşağıdaki cümlelerin başına yargı doğru ise “D”, yanlış ise “Y” yazınız.
( Y ) Tanzimat Dönemi öğretici metinlerinde bireysel ve edebî konular sıkça işlenir.
( D ) Öğretici metinlerde dil, bir nesneyi, kavramı, olayı anlatmak; açıklamak, bildirmek ve okuyucuyu uyarmak, harekete geçirmek işleviyle kullanılır.
( D ) Tanzimat eserlerine damgasını vuran ikilik, eski ile yeninin bir arada bulunması şeklinde görülür.
( Y ) Öğretici metinlerin hepsinde ana düşünce, metnin içinde yargı bildiren bir cümle hâlinde verilir.

2. Aşağıdaki cümleleri uygun sözcüklerle tamamlayınız.
Öğretici metinler,BİLGİ VERMEK, AÇIKLAMAK, ÖĞRETMEK, OKUYUCUYU UYARMAK, YÖNLENDİRMEK gibi amaçlarla yazılır.
Öğretici metinlerde AÇIK, DURU ve YALIN bir dil kullanılır.
ATATÜRK İLKE ve İNKILAPLARI Türk çağdaşlaşma hareketinin en önemli unsurunu oluşturur.

3. Bilgi, inanç, düşünce farklılığı, kültürel çevre ve psikolojik özellikler yazarların bakış açısını ne ölçüde belirler?
Bilgi, inanç, düşünce farklılığı, kültürel çevre ve psikolojik özellikler yazarların bakış açısını etkiler. Aynı konu üzerinde farklı bakış açıları, yaklaşımlar ortaya çıkar.

4. Aşağıdakilerden hangisi Tanzimat Döneminde halkı eğitmek amacıyla en yaygın araç olarak kullanılmıştır?
A. Gazete B. Hikâye C. Roman D. Makale E. Tiyatro
Cevap A

5. Tanzimat Döneminin öğretici metin anlayışı hakkında neler söylenebilir?
Halkın bilinçlenmesi, yeniliklere uyum sağlaması amacıyla yazılmıştır.

Sayfa 37

Bu şiirin yazılış amacının ne olabileceği konusunda beyin fırtınası yapınız. Konuyla ilgili ileri sürülen görüşleri arkadaşlarınızla değerlendiriniz. Şiirin yazılış amacı olarak belirlediğiniz fikirleri uygun başlık altında defterinize yazınız.
Hürriyet Kasidesi adlı şiir, “hürriyet”i övmek, toplum ve birey için hürriyetin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymak amacıyla yazılmıştır.

Dokuzuncu sınıfta öğrendiğiniz şiir inceleme yöntemine göre kasidenin ahenk özelliklerini, nazım birimini, temasını ve imgelerini bulup aşağıdaki tablonun ilgili bölümüne yazınız.



1. Tanzimat Döneminden önce yazılan klasik kasidelerde hangi temalar işlenirdi?
Divan edebiyatında yazılan kasidelerde çoğunlukla padişahlar, devlet büyükleri övülmüştür.

2. Namık Kemal’in kasidesinde işlediği tema ile klasik kasidede ele alınan temayı karşılaştırınız. Karşılaştırma sonucunda belirlediğiniz benzerlik ya da farklılıkları defterinize yazınız.
KLASİK KASİDELERDE İŞLENEN TEMALAR:Din ve devlet büyüklerine övgü, tasavvuf ve ahlak, aşk, tabiat güzellikleri
HÜRRİYET KASİDESİNDE İŞLENENEN TEMA: “Hürriyet”, toplumsal tema işlenmiştir.

3. Lirik, epik veya didaktik şiirler birbirlerinden farklı ton ve vurguyla okunur. Namık Kemal’in kasidesi, bu şiir türlerinden hangisine uygun ton ve vurguyla okunmalıdır? Neden?
Epik bir tonlama ve vurguyla okunmalıdır. Çünkü şiir hürriyetin niteliğine uygun olarak yiğitçe, mertçe bir üslupla yazılmıştır.

4. Şiirin söyleyiş tarzı ile yazıldığı dönemin sosyal ve siyasi yapısı arasında nasıl bir ilişki olduğunu açıklayınız.
Şiirde hürriyete övgü temasının şekillendirdiği epikçe söyleyiş tarzı dönemin sosyal ve siyasi yapısıyla yakından ilgilidir.

Şiiri beş bölüme ayırmanız istenseydi bunu neye göre yapardınız? Bu beş bölümün başlangıç ve bitiş birimlerini, birimler arasındaki bağlantıyı aşağıdaki tabloya yazınız.
Şiiri beş bölüme ayırmamız gerekseydi
1 Bölüm: 1-4. beyitler-Millete duyulan sevgi ve hürmet
2. Bölüm 5-8. beyitler: Dünya zevklerine tapan insanlar
3. Bölüm: 9-14. beyitler: Azimli olmak, çalışmak, tevekkül etmek
4. Bölüm: 15-23. beyitler: Osmanlının yiğitliği, hürriyet sevdası
5. Bölüm 24. – …. beyitler: Hürriyete övgüler

Şiirin birkaç beyitini çıkardığınızda söyleyişte, ahenkte, anlamda aksaklık, eksiklik veya bozulma olup olmayacağını tartışınız. Ulaştığınız sonucu defterinize yazınız.
Şiirin birkaç beytini çıkardığımızda söyleyişte, ahenkte, anlamda bozulma olur. Şiirin anlam bütünlüğü kaybolur. Bu da Tanzimat dönemi şiirlerinde konu ve anlam bütünlüğüne önem verildiğini gösterir.

5. Şair, “bâb-ı hükümet, ey yâreli şîr-i jiyân” sözleriyle kimi veya neyi kastetmektedir?
bâb-ı hükümet: hükümet kapısı – hükümet kastediliyor. yâreli şîr-i jiyân: (yaralı kükreyen aslan) milleti, halkı kastediyor.

6. Şiirde geçen “millet, vatan, devlet, hürriyet” gibi kelimelerin Tanzimat Döneminin tarihî ve sosyal değerleriyle ilişkisini açıklayınız. Dönemin anlayışını ve değerlerini yansıtan diğer kelimeleri de siz söyleyiniz.

7. Şiirde işlenen temanın, Tanzimat yıllarında yaşanan sosyal, siyasi gelişme ve değişmelerle ilişkisini açıklayınız.
Tanzimat donemi, yeni değer ve kavramlarla yeni türlerin bir arada kullanıldığı bir dönemdir. Bu devirde başlatılan sosyal, siyasi, askerî, ekonomik, İdarî yenilikler, insanların dünya algısını da belli oranda etkilemiştir. Eskiden insanların hürriyetle ilgili bir sorunları yoktu. Ama devrin sosyal ve siyasi yapısının etkisiyle hürriyet üzerinde konuşmak değerli bir hâl aldı. Bunun en önemli sebebi, Osmanlı devletinin zor bir devirden geçmesidir. Devlet, savaşlarda yeniliyor, ekonomik yönden kötüye gidiyordu. Bu durumda yaşayan insanlar da ülkelerinin bağımsızlığını kaybedeceğinden korkuyorlardı. Şair de hürriyet’in bu devirde yaşayanlar için neden önemli olduğunu şiirinde anlatmaya çalışmıştır. Sonuç olarak, bu şiirin devrin gerçekliğini doğru bir biçimde yansıttığını söyleyebiliriz. Dönemin anlayışını ve değerlerini yansıtan diğer kelimeler:

“Cihangirane bir devlet çıkardık bir aşiretten —> tarihi bir değeri

Mürevvet-mend olan mazluma el çekmez ianetten —> sosyal değeri

Çıkar asar-ı rahmet ihtilaf-ı rey-i ümmetten —> sosyal değeri

Sayfa 38

8. “Dönersem kahpeyim, millet yolunda bir azîmetten / Anılsın mesleğimde çektiğim cevr ü meşakkatler” dizelerinde hangi şahıs veya iyelik eki kullanılmıştır? Aynı şahıs ekinin kullanıldığı diğer örnekleri metinden bulup tahtaya sıralayınız. Bu kullanımları şiirin on beşinci, on altıncı, on yedinci beyitlerindeki şahıs ifade eden sözcük ve eklerle karşılaştırınız. Tespitlerinizi sözlü olarak ifade ediniz.
Şiirden alınan bu beyitlerde 1. tekil kişi eki (ben) kullanılmıştır. 15, 16 ve 17. beyitlerde ise 1. çoğul kişi (biz) kullanılmıştır.


9. “Hürriyet Kasidesi” ile aynı temayı işleyen divan şiiri örneklerinin (gazel, kaside, rubai, şarkı, murabba vb.) bulunup bulunmadığını söyleyiniz.
“Hürriyet” teması, Tanzimat edebiyatında işlenen bir temadır. Divan şiirinde bu temayı işleyen şiir yoktur.
a. “Hürriyet Kasidesi” ile aynı temayı işleyen günümüz şiirini şiir okuma tekniğine dikkat ederek arkadaşlarınıza okuyunuz. İki şiiri hürriyet kavramının işlenişi açısından karşılaştırınız. Sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.
b. “Hürriyet Kasidesi”nde işlenen tema, günümüz insanının hayatında nasıl bir yere ve öneme sahiptir? Konuyla ilgili düşüncelerinizi bir paragrafta ifade ediniz ve arkadaşlarınızla paylaşınız.
Özgürlük, demokrasilerin vazgeçilmez bir unsurudur. Özgürlük olmadan demokrasi olmaz. Demokrasilerde halk özgür iradeyle yönetime gelecekleri seçer, beğenmediklerini değiştirir. Kişilerin haklarının olması için özgür olmaları gerekir. Özgürlüğün olmadığı yerde hak ve hukuktan bahsedilemez. Bu bakımlardan günümüz toplumlarında özgürlük çok önemli bir kavramdır.

Avrupa’da Orta Çağ sonrasında yaşanan “Aydınlanma Dönemi” ile ilgili kısa bilgi veriniz. Tanzimat şiirinde görülen yeni kavramların “Aydınlanma Dönemi” ile ilişkisi nasıldır?
Tanzimat şiirinde görülen ‘‘akıl, ilerleme, deney, hürriyet” kavramları Aydınlanma düşüncesiyle ilişkilidir. Çünkü Aydınlanma Dönemi Ortaçağ’da hüküm süren dünya görüşüne karşı yeni bir dünya görüşünün ortaya çıkması ve temellendirilmesidir. Bu düşünceye göre aklın aydınlattığı kesin doğrulara ve bilginin ilerlemesine dayanan entelektüel bir kültür egemen olmalı ve kültür sonsuz şekilde ilerlemelidir. Böylece ilerleme ideali insanın, geleneğin köleliğinden kurtularak sürekli mutluluk ve özgürlük yolunda gelişeceği düşüncesine dayandırılır.

10. Namık Kemal’in bu kasidesi lirik, didaktik (öğretici), epik, satirik, dramatik şiir türlerinden hangisine daha yakındır? Şairin, eserde yeni kavramları ne amaçla kullandığını “Aydınlanma Dönemi” ile ilgili araştırmanızın yardımıyla belirleyiniz.
Şiir kaside nazım biçimiyle yazılmış olsa da şiirde hürriyet temasından hareketle yiğitlik ön plana çıkıyor. Bu yönüyle şiir epik şiir özelliği taşıyor. Devrin yönetimine eleştiriler yöneltiliyor. Bu yönüyle satirik şiir özelliği de taşıyor. Şiirde hürriyetin önemine vurgu yapılması Aydınlanam Dönemi düşüncesiyle ilişkilidir.

11. İncelediğiniz şiir, “Sanat, toplum içindir.”, “Sanat, sanat içindir.” anlayışlarından hangisine örnektir? Şiirden vereceğiniz örneklerle düşüncenizi açıklayınız.
Sanat toplum içindir anlayışı vardır.

12. Kasidenin divan ve Tanzimat şiiri geleneğiyle ilişkisini açıklayınız. Şiirin, klasik kasidenin hangi özelliklerini yansıttığını belirleyiniz.
Kasideler divan edebiyatında padişahı, devlet adamlarını, din büyüklerini övmek amacıyla yazılırdı. Namık Kemal, Hürriyet Kasidesi’nde bir kişiyi övmemiş, soyut bir kavramı yüceltmiştir.
Hürriyet Kasidesi’nin divan edebiyatındaki kasidelere benzer yönleri:
Nazım birimi benzer: Beyitler halinde yazılmış.
Ölçüsü aynı: Aruz ölçüsü kullanılmış.
Kafiye düzeni: aa, ba, ca, da…
Dil olarak az da olsa yakınlık var. Divan edebiyatındaki kasidelerin dili oldukça ağır. Bu kasidenin dili divan edebiyatı kasidelerine göre biraz sade ama istenen sadelikte değil.

Bu mesaj ahmet tarafından düzenlendi (16-10-2012 13:42 GMT+2 saat, 743 Gün ago)
__________________
Ahmet Emin ÇALIŞAN
ahmet@huzuristan.com
> www.twitter.com/ahmetcalisan <
Uploaded.To Referans:
http://ul.to/ref/2119597
Turbobit Referans:
> TIKLA <
Kullanıcın Sayfasını Ziyaret Et Gender_Bay Çevirimiçi durumu   

Yazar Mesaj   #25662  16-10-2012 13:46 GMT+2 saat  

moonlight


Admin


Tecrübe Puanı.: 96%
Ruh Hali: Neşeli
Mesaj 4214
Şehir: istanbul
Ülke:
Meslek: gecelerin adamı :))
Yaş: 26
Facebook'ta Paylaş
SAYFA 39

a. Şiirden ve araştırmanızdan hareketle Namık Kemal’in fikrî ve edebî yönüyle ilgili düşüncelerinizi aşağıya sıralayınız.
Namık Kemal, vatan şairi olarak tanınmıştır. Vatan, millet, adalet, hürriyet kavramlarına büyük önem verir. Ona göre vatanın kurtuluşu özgür ve bağımsız olmasından geçer. Sanat toplum içindir anlayışıyla hareket etmiştir. Şiirin içeriğinde değişiklik yapmış ama biçimde divan şiiri özelliklerini kullanmıştır. Hürriyet Kasidesi şiirinde konu bütünlüğüne önem vermiştir.

b. Edebiyatımızda ilk kez Namık Kemal tarafından kullanılan kelime ve kelime gruplarını arkadaşlarınızla paylaşınız.
hürriyet, vatan, millet kavramları

14. Şimdiye kadar edindiğiniz bilgilerin ışığında bu şiirin, Namık Kemal’in fikirlerini ne derecede yansıttığını şiirden vereceğiniz örneklerle açıklayınız.
Namık Kemal, düşüncelerini dile getirmekten çekinmeyen, cesur bir şairdir. Vatan ve hürriyet şair için vazgeçilmez değerlerdir. Devlette üst düzey görevlerde yer almış, devlet yönetiminde bazı yanlışlıkları gördüğü için bu görevlerinden ayrılmıştır. (Hürriyet Kasidesi ilk beyitler) Gördüğü her yanlışı eleştirmiş, halka hizmet etmeyi birinci görev edinmiştir.

Bu şiirin yazılış amacının ne olabileceği konusunda beyin fırtınası yapınız. Şiirin yazılış amacı olarak belirlediğiniz fikirleri uygun başlık altında defterinize yazınız.
Bu şiirin yazılış amacı bilimde, teknikte, mimaride, sosyal hayatta büyük gelişmelere gösteren Batı’ya dikkat çekmek, İslam ülkelerinin, Doğu’nun, Osmanlının neden çağın gerisinde kaldığı sorusuna cevap aramaktır.
Batı her yönden ilerlemiştir.
İnsanlarımız gelişmeye karşı ilgisizdir.
Hükümet, yönetim bilgiye, eğitime önem vermemektedir, halka zulmetmektedir.
Yenilik ve ilerlemenin önündeki en büyük engel hükümettir.

Okuduğunuz gazelin ahenk özelliklerini, nazım birimini, temasını ve imgelerini bulup aşağıdaki tablonun ilgili bölümüne yazınız.
Ölçü
Aruz Ölçüsü
Ses
benzerlikleri
-ler gördüm: redif -âne: zengin uyak
Bu ses benzerliği her beytin son di­zesinde vardır.
Söyleyiş
tarzı
Eleştirel bir üslupla yazılmıştır.
Nazım birimi
Beyit

Tema: Gerilemenin nedenleri
İmgeler: küfür diyarı, salhâne, akıl hastanesi (Bâbıali)

Sayfa 40

1. Tanzimat’tan önce yazılan klasik gazellerde hangi temaların işlendiğini söyleyiniz.
1. Tanzimat öncesindeki gazellerde aşk, kadın, şarap, tabiat güzellikleri gibi temalar işlenmiştir.

2. Ziya Paşa’nın gazelinde işlediği tema ile klasik gazelde ele alınan temayı karşılaştırınız. Karşılaştırma sonucunda belirlediğiniz benzerlik ya da farklılıkları defterinize yazınız.
2. Klasik gazelde bireysel duyarlılıklar ve temalar işlenirken Ziya Paşa’nın gazelinde toplumsal sorunlar ele alınmıştır.

3. Ziya Paşa’nın gazeli, lirik şiir okurken kullanılan vurgu ve tonlama ile okunabilir mi? Düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
3. Tema, bir şiirin vurgu ve tonlamasının nasıl olacağını belirleyen en önemli öğelerdendir. Ziya Paşa’nın şiiri lirik bir şekilde okunmaya müsait değildir, çünkü bu gazelde bir eleştiri söz konusudur.

4. Bu gazel, işlediği tema ve temayı ele alış biçimi, söyleyişi yönünden halk şiirindeki hangi nazım türüne benzemektedir?
Gazelde eleştirel bir bakış var. Bu bakımdan halk şiirindeki “taşlama”ya benzemektedir. Halk edebiyatında koşma nazım şeklinin bir türü olan taşlamalarda kişilerin veya toplumun aksak yönleri eleştirilir. (Divan edebiyatında kişilerin veya toplumun yerildiği şiirlere “hicviye” dendiğini belirtelim.)

5. Şiirin söyleyiş tarzı ile yazıldığı dönemin sosyal ve siyasi yapısı arasında nasıl bir ilişki olduğunu açıklayınız.
Şiirde Osmanlının çağın gerisinde kalması konusu işlendiği için dönemin siyasi ve sosyal yapısı yansıtılmıştır.

6. Şair, “Diyâr-ı küfr, mülk-i İslâm, Dârü’ş-şifâ-yı Bâb-ı Âlî’ sözleriyle kimi, neyi, nereleri kastetmektedir?
Diyar- küfr: Batı, Avrupa ülkeleri
Mülk-i İslam: İslam ülkeleri, Osmanlı Devleti
Dârü’ş-şifa-yı Bâb-ı Âli: Babıali, İstanbul, hükümet

7. Şiirde geçen “hükümet, virâne, kâşâne, meclis” gibi kelimelerin Tanzimat Döneminin tarihî ve sosyal değerleriyle ilişkisini açıklayınız. Dönemin anlayışını ve değerlerini yansıtan diğer kelimeleri söyleyiniz.
“hükümet, virâne, kâşâne, meclis” gibi kavramlar Tanzimat döneminin Batılılaşan ve gerileyen iki farklı yüzünü ortaya koyar. Bir yanda yenileşme sürecine girmiş, lüks hayat süren bir toplum kesimi, öte yandan yoksul, işsiz bir halk… Hükümet ve meclis kelimeleri dönemin yeni siyasi anlayışlarını, kâşâne kelimesi modern yaşamın mimarisini, virane ise geri kalmış, yoksul halkın durumunu ifade eder.

8. Şiirde işlenen temanın, Tanzimat yıllarında yaşanan sosyal, siyasi gelişme ve değişmelerle ilişkisini tartışınız. Ulaştığınız sonuçları defterinize yazınız.
Şiirde Osmanlının geri kalma nedenleri üzerinde durulmuş, Tanzimat Döneminde yapılan yenilik, ve değişimlerin tam anlamıyla karşılığını bulmadığı, yenileşme çabalarının fazla etkisinin hissedilmediğini görüyoruz.

9. “Gördüm, dolaşdım” eylemlerinde hangi şahıs eki kullanılmıştır? Aynı şahıs ekinin kullanıldığı diğer örnekleri metinden bulup tahtaya sıralayınız. Daha sonra bu örneklerden yola çıkarak şiirde ele alınan temanın bireyle ilişkisini belirleyiniz.
Gördüm, dolaşdım” eylemlerinde birinci tekil şahıs eki kullanılmıştır? Şiirde “bulundum görmedim gitdi, yolum düşdü, çok durmadım” gibi sözcüklerde de birinci tekil kişi eki kullanılmıştır.
Ziya Paşa, birinci tekil kişi eki kullanarak olumsuz duruma bizzat şahit olduğunu ifade etmiş.
Şair, şiirde belirtilen olumsuz durumu kendisi görmüş. Buradan şu sonuç da çıkabilir: Şair bir aydın olarak olumsuz tabloyu görüyor, aydınlar adına dile getiriyor; ama yöneticiler, bu yanlışlıkları ya fark etmiyor ya da görmezden geliyor.

10. İncelediğiniz şiirle aynı temada yazılmış divan şiirlerinin olup olmadığını söyleyiniz.
Divan şairlerinden Nef’i’, Fuzuli; hiciv türünde şiir yazarak zaman zaman yöneticileri eleştirmişlerdir. Nabi’nin toplumsal konulu şiirleri vardır.

11. Ziya Paşa, şiirinde o dönem için yeni sayılabilecek hangi kavramları kullanmaktadır? Tespit ettiğiniz yeni kavramları tahtaya sıralayınız. Bu kavramların “Aydınlanma Dönemi” düşüncesi ile ilişkisini belirleyiniz.
“Hükümet, filozof, Eflatun” gibi sözcükler o dönem için yeni sayılabilecek kavramlardır. Ziya Paşa, Aydınlanma Döneminin etkisini hisstemiş, bilime, aklın üstünlüğüne önem vermiştir.

12. İncelediğiniz şiir, “Sanat, toplum içindir.”, “Sanat, sanat içindir.” anlayışlarından hangisine örnektir? Şiirden vereceğiniz örneklerle düşüncenizi açıklayınız.
Sanat toplum içindir anlayışıyla yazılmıştır. İlk beyti örnek verebiliriz.

13. Namık Kemal’in kasidesini işlerken klasisizm ve romantizmin özelliklerini öğrenmiştiniz. Her iki akımın özelliklerini hatırlayınız. Ziya Paşa’nın şiirinde klasisizm ve romantizmden hangisinin izleri görülmektedir? Açıklayınız.
Romantizmin etkisi vardır.

14. İşlediğiniz gazelin divan ve Tanzimat şiiri geleneğiyle ilişkisini, klasik gazelin hangi özelliklerini yansıttığını belirleyiniz.
.Ziya Paşa’nın gazeli biçim ve ölçü bakımından klasik gazelin tüm özelliklerini taşır. Ancak tema bakımından farklılık gösterir. Klasik gazelde “aşk, tabiat, sevgilinin güzelliği” gibi bireysel konular işlenirken Ziya Paşa gazelinde toplumsal sorunlara değinmiştir.

15. Bu şiir hakkındaki düşüncelerinizi, şiirin size hissettirdiklerini arkadaşlarınızla paylaşınız.

16. İncelediğiniz şiirden ve araştırmanızdan hareketle Ziya Paşa’nın fikrî ve edebî yönünü maddeler hâlinde defterinize yazınız.
. Ziya Paşa’nın fikrî ve edebi yönü:

• Doğu kültürüyle yetişmiş, sonradan Batı edebiyatına yönelmiştir.

• Düşünce olarak yenilikçi olmasına rağmen eserlerinde eskiyi, divan şiiri geleneğini devam ettirmiştir.

• Eski-yeni edebiyatlar arasında hep bir ikilemde kalmıştır.

• Gazel, kaside, terkib-i bend ve terci-i bend gibi eski biçimlerle “insan, yaşam, kâinat” gibi metafizik temaları ele almıştır.

• “Yolsuzluk, rüşvet, adaletsizlik” gibi olumsuzlukları işlemiştir.

• Özlü bir söyleyişi olan sanatçının birçok dizesi halk arasında atasözü gibi kullanılır.

• Nesirleriyle yeni edebiyatın oluşmasına katkı yapmıştır. Tercümeleriyle edebiyatın Batılılaşmasına yardım etmiştir.

• Eleştiri türünde çok önemli yazılar kaleme almıştır. “Şiir ve İnşa” adlı makalesinde halk dilini ve halk şiirini savunduğu hâlde “Hârâbat” adlı divan şiiri antolojisinin ön sözünde divan edebiyatını yüceltmiştir.

• Hem şiir hem de nesir yönü güçlüdür.

• Eserlerinin sağlam bir dili ve yapısı vardır.

17. Şimdiye kadar edindiğiniz bilgilerin ışığında bu şiirin, Ziya Paşa’nın fikirlerini ne derecede yansıttığını şiirden vereceğiniz örneklerle açıklayınız.
Şiirin genelinde Ziya Paşa’nın fikirleri ve edebi anlayışı hissedilebilir. “Meclis, meyhane, eğlence yeri, şarap, Eflatun, Filozof, hükümet…” sözcüklerinin bir kısmı divan şiirine, bir kısmı da modern çağa aittir. Ziya Paşa her iki kültürü de çok iyi özümsemiş bir yazar olarak bu şiirinde doğu-batı mukayesesi yapmıştır.

SAYFA 42-45 ARASINDAKİ ETKİNLİK CEVAPLARI
SAYFA 42


SORU: Hürriyet’in Kasidesinin yazılış amacı nedir?
CEVAP: “Hürriyet”e övgü sunmak, toplum ve birey için hürriyetin ne denli önemli olduğu anlatmak için …

SORU: Kasidenin ahenk özelliklerini,nazım birimini,temasını ve imgelerini bulunuz.

Ölçü: Aruz ölçüsü (Mefâîlün mefâîlün mefâîlün mefâilün kalıbında)
Ses Benzerlikleri: Tekrar eden “-den” ler redif, “-et’ler tam kafiyedir.
Söyleyiş tarzı: Şiirin iç akışında, kasidenin sunulduğu kişinin özelliklerini yansıtan kelime ve tamlamalar seçilmiştir. Namık Kemal’in kasidesi ise soyut bir konuya yazıldığı için şair çok fazla mübalağa sanatını kullanmamıştır. Bu durum, şiirlerin yazıldığı ortamın zihniyetiyle, yani edebî, siyasi ve sosyal özelliklerime yakından ilgilidir.
Tema: Hürriyet sevgisi
İmgeler: Vatan yolunda toprak olmak,hamiyet kanıyla yoğrulmak, gayret-cevher, zincire vurulmuş aslan, hürriyetin güzel yüzü,
SORU1: Tanzimat Döneminden önce yazılan klasik kasidelerinde hangi temalar işlenirdi?

CEVAP: Din ve devlet büyüklerine övgü…
SORU2: Namık Kemal’in kasidesinde işlediği tema ile klasik kasidede ele alınan temayı karşılaştırdığınızda belirlediğiniz benzerlik farklılıklar ve benzerlikler nelerdir?

Her ikisinde de övgü vardır,ama klasik kasidede din ve devlet büyüklerine övgü yer alırken Hürriyet Kasidesi’nde soyut bir kavram olan hürriyet övülmüştür.
SORU3: Namık Kemal’in kasidesi şiir türlerinden hangisine uygun ton ve vurguyla okunmalıdır? Neden?

CEVAP: Epik bir tonlama ve vurguyla okunmalıdır? Çünkü hürriyetin niteliğine uygun şatafatlı yiğitçe,mertçe ,kahramanca bir üslupla yazılmıştır.
SORU 4: Şiirin söyleyiş tarzı ile yazıldığı dönemin sosyal ve siyasi yapısı arasında nasıl bir ilişki kurulabilir?

CEVAP: Şiirde hürriyete övgü temasının şekillendirdiği epikçe söyleyiş tarzı dönemin sosyal ve siyasi yapısıyla yakından ilgilidir.
Soru-5: Şair “bab-ı hükumet, ey yareli şir-i jiyan” sözleriyle kimi ve neyi kastetmektedir?

:
CEVAP: Bab-ı hükumet diyerek devletin icra yetkisine sahip kurumu yani hükümet , yareli şir-i jiyan (yaralı kükreyen aslan) diyerek manzumenin başından beri çizilen insan tipi kastedilmektedir.
SORU6: Şiirde geçen “milet,vatan,devlet,hürriyet” gibi kelimelerin Tanzimat döneminin tarihi ve sosyal değerleriyle ilişkisini açıklayınız.Dönemin anlayışını ve değerlerini yansıtan diğer kelimeleri de siz söyleyiniz.

CEVAP: Tanzimat dönemi, yeni değer ve kavramlarla yeni türlerin bir arada kullanıldığı bir dönemdir. Bu devirde başlatılan sosyal, siyasi, askerî, ekonomik, idarî yenilikler, insanların dünya algısını da belli oranda etkilemiştir. Eskiden insanların hürriyetle ilgili bir sorunları yoktu. Ama devrin sosyal ve siyasi yapısının etkisiyle hürriyet üzerinde konuşmak değerli bir hal aldı. Bunun en önemli sebebi, Avrupa’dan ithal edilen kavramlar, değer yargılarıyla Osmanlı devletinin zor bir devirden geçmesidir. Devlet, savaşlarda yeniliyor, ekonomisi çok kötüye gidiyordu. Bu durumda yaşayan insanlar da ülkelerinin bağımsızlığını kaybedeceğinden korkuyorlardı. Şair de hürriyet’in bu devirde yaşayanlar için neden önemli olduğunu şiirinde anlatmaya çalışmıştır. Sonuç olarak, bu şiirin devrin gerçekliğini doğru bir biçimde yansıttığını söyleyebiliriz.Dönemin anlayışını ve değerlerini yansıtan diğer kelimeler:
“Cihangirane bir devlet çıkardık bir aşiretten> tarihi bir değeri
Mürevvet-mend olan mazluma el çekmez ianetten > sosyal değeri
Çıkar asar-ı rahmet ihtilaf-ı rey-i ümmetten > sosyal değeri
SORU 7: Şiirin temasının Tanzimat yıllarında yaşanan sosyal,siyasi gelişme ve değişmelerle ilişkisini açıklayınız.

:
CEVAP: Cevabı 6.soruda verildi.
SAYFA 43:
SORU8: “Dönersem kahpeyim millet yolunda azimetten/Anılsın mesleğimde çektiğim cevr ü meşakkatler” dizelerinde hangi şahıs veya iyelik eki kullanılmıştır? Aynı şahıs eklerinin kullanıldığı diğer örnekleri metinden bulup tahtaya yazınız.Bu kullanımları 15.16 ve 17.beyitteki şahıs ifade eden sözcük ve eklerle karşılaştırınız.

CEVAP: 1.tekil şahıs ekleri (ben)kullanılmıştır.15.16 ve 17.beyitlerde 1.çoğul şahıs (biz) kullanılmıştır.
9. “Hürriyet Kasidesi” ile aynı temayı işleyen Divan şiiri örneklerinin bulunup bulunmadığını söyleyiniz.

CEVAP: Hürriyet teması Tanzimatla birlikte edebiyatımızda işlenen bir tema olduğu Divan şiirinde bu temayı işleyen şiir bulunmaz.
b) SORU: Tanzimat şiirinde görülen yeni kavramların Aydınlanma Dönemi ile ilişkisini belirleyiniz.

CEVAP: Tanzimat şiirinde görülen “akıl,ilerleme,deney,hürriyet” kavramları Aydınlanma düşüncesiyle ilişkilidir.Çünkü Aydınlanma Dönemi Ortaçağ’da hüküm süren dünya görüşüne karşı yeni bir dünya görüşünün ortaya çıkması ve temellendirilmesidir.Bu düşünceye göre aklın aydınlattığı kesin doğrulara ve bilginin ilerlemesine dayanan entelektüel bir kültür egemen olmalı ve kültür sonsuz şekilde ilerlemelidir.Böylece ilerleme ideali insanın geleneğin köleliğinden kurutlarak sürekli mutluluk ve özgürlük yolunda gelişeceği düşüncesine dayandırılır.
SORU 10: Namık Kemal’in bu kasidesi lirik,didaktik,epik , satirik ve dramatik şiir türlerinden hangisine daha yakındır?

CEVAP: Kasidede bolca eleştiri yapıldığından satirik şiire daha yakındır.
SORU 11: İncelediğiniz şiir “Sanat sanat içindir.” “Sanat toplum içindir.” Anlayışlarından hangisine daha yakındır?

CEVAP: “Sanat toplum içindir.” Anlayışı…
SORU : Hürriyet Kasidesinde hangi edebi akımın etkileri görülür?

CEVAP : Romantizmin…
SORU 12: Kasidenin divan ve Tanzimat şiiri geleneğiyle ilişkisini açıklayınız.Şiirin klasik kasidenin hangi özelliklerini yansıttığını belirleyiniz.

• Beyitler halinde yazılması
• 31 beyitten oluşması
• Kafiye düzeninin aa/ba/ca/da/ea/… olması
• Aruz ölçüsünün kullanılması

SAYFA 44:
B) SORU : Edebiyatımızda ilk kez Namık Kemal tarafından kullanılan kelime veya kelime grupları hangileridir?

CEVAP: Vatan, millet, özgürlük…
SORU: Bu şiir Namık Kemal’in fikirlerini ne derecede yansıtmaktadır?

Namık Kemal, doğru bildiğini söylemekten çekinmeyen bir yazardır. Vatanını ve hürriyetini çok sevdiği için, ülkenin içinde bulunduğu zor şartlardan kurtarılması için elinden gelen her türlü gayre¬ti göstermiştir. (Vücudun mayası, vatan toprağıdır; bu vücut, acı ve sıkıntı içinde vatan yolunda toprak olursa, en küçük bir üzüntü duyulmaz. ) Devrin siyasi kişileriyle de irtibatı olan şair, hükümeti yanlış icraatları sebebiyle eleştirmştir. (Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selametten/Çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükûmetten… Dünyada zalimin yardımcısı, aşağılık kimselerdir; insafsız avcıya hizmetten zevk alan ancak köpektir…)Bu eleştiri onun dürüst bir insan olduğunu gösterir. Şiirinde de dediği gibi, makam, mal mülk ve şöhret için alçalmamış, hak bildiği yolda hiçbir şeyden korkmadan dosdoğru ilerlemiştir. Ona göre Avrupalıların Osmanlı’ya göre bazı teknik üstünlükleri vardır. Bu teknik üstünlüğü onlardan alırsak, biz¬deki “hamiyet” mayası bizi onlardan daha zengin ve üstün yapacaktır. Bu amaçla yazdığı yazılarda ülkenin İslam birliği içinde refaha kavuşabileceğini, ülkenin ırk olarak farklı köklerden gelen milletlerinin tek bir potada, yani din potasında birleşebileceğine inanmış bir fikir adamıydı. Ayrılıkları değil, birlik olabileceğimiz yönlerimizi hep en üstte tutmalıyız. Namık Kemal, bu ideali uğrunda pek çok eser yazmıştır.
Bu şiir Namık Kemal’in en fazla ezberlenen, bilinen şiiridir. Onun şahsiyetinin bütün olumlu taraflarıyla, hürriyet kavramı etrafında ördüğü düşüncelerini en iyi yansıtan bu şiir, hürriyet ve vatan sevgisinin en değerli örneğidir. Bu şiir, sadece edebî anlamda bir tesire sahip değildir. Toplum üzerinde olumlu tesirleri olan, vatan ve hürriyet sevgisini kuşaklara aşılamış bir eserdir. Bu şiir, devrin zihniyetini yansıtan bir aynadır.
2.METİN
SORU:Ziya Paşa’nın gazelinin ahenk özelliklerini,nazım birimini, temasını, ve imgelerini bulup yazınız.

CEVAP:
Ölçü: Aruz ölçüsü
Ses benzerlikleri: İlk beyitte “-ler gördüm” redif, “âne” zengin uyaktır.Her beytin son dizesinin de kendi arasında uyaklı olduğunu unutmayınız.
Nazım birimi: Beyit
Tema: Toplumsal eleştiri
İmgeler: Küfür diyarı,akıl hastahanesi durumundaki Bâb-ı Âli

SAYFA 45:
SORU 1: Tanzimat’tan önce yazılan klasik gazellerde hangi temalar işlenmiştir?

CEVAP: Aşk,kadın,şarap,tabiat güzellikleri…
SORU 2: Ziya Paşa’nın gazelinde işlediği tema ile klasik gazelde ele alınan temayı karşılaştırınız.

CEVAP: Klasik gazelde bireysel temalar işlenirken Ziya Paşa’nın gazelinde toplumsal sorunlar ele alınmıştır.
SORU3 :Ziya Paşa’nın gazeli lirik şiir okunurken kullanılan vurgu ve tonlama ile okunabilir mi?

CEVAP: Okunamaz, çünkü bu gazelde bir eleştiri söz konusudur.Tema bir şiirin vurgu ve tonlamasını belirleyen en önemli ögelerdendir.
SORU 4: Bu gazel işlediği tema ve temayı ele alış biçimi söyleyişi yönünden halk şiirindeki hangi nazım türüne benzemektedir?

CEVAP: Taşlamaya…

Sayfa 71: sayfa 72:

3- Görücü usulü evlenme be eserde mizhi bir şeklide işlenmiştir. insanların birbirlerini tanımadan ,görmeden evlenmeleri bu şekilde eleştirilmiş oluyor
4-Eserde yaygın olarak sürdürülen görücü usulü evlilik ve kadınlarla erkekler arasındaki kesin sınırlar modern ve çağdaş yaşamon ilkerine terstir. eserde dönemin bu zihniyeti konu edinmiş.
5-Olay örgüsü: gelinle karşılaşmak üzere olan Müştak beyimn heyecenı müştak beyin gelin olarak bildiği gelinin sakine hanım çıkması mahalle halkınıngelinin evindeki münakaşaya dahil olması,hikmet beyden rüşvet alan abüllaka nın bu yanlışı düzenletmsi
elektriğim gitti. güç kaynağı ile cevaplayabildiğim yere kadar cevaplayacağız

6-müştek bey,kumru hanım,sakine hanım,hikmet efendi,ziba dudu,habbe kadın,ebullaklaka,batak ese,atak köse,mahalleli

7-Dönemin sosyal hayatında müştak bey,hikmet efendi ziba dudu gibi eser kahramanlarına rastlanılabilir. çünkü dönemde alafranga modasına uyan gençler ve bu karaktere sahip insanlara rastlamak mümkün

8-Olay gelinin evinde geçmekte. Mahalle sözüne sıkça yer verilmektedir.

9-Günümüzde gelin evi ve sokak gibi mekanlar örnektir. Çevremizde bu mekanlar mevcuttur.

10-19.yy da yaşanan olaylar konu edinmiş. Dönemin sosyal ve kültürel yapıısıyla ilintilidir. en önemli dönemin sorunları görüücü evlilik,din adamlarına rüşvet vermek,alafranga düşkünlüğü sayabiliriz

11-Tama olarak görücü usulü olarak evlenmenin sakıncalarını almış.Bir töre komedyasıdır diyebiliriz

12-Dönemin sosyal yapısı ile ilişkilidir. en önemli sorunlar dönem içinde rüşvet,evlilik usulü, aLafranga düşkünlüğü,para düşkünlüğü,çıkar ilişkisi

13-YAZILIŞ AMACI : gençlere evlilik konusunda söz hakkı vermek gerektiği gerçeğine dikkat çekmektir.

14-Eserin iletisi toplumun cahilliği ve törenin toplum üzerindeki etkileridir. Bu eserle toplumu eğitmek istemiştir.

15-Yazılış amacı oldukça benzer. Okuyuculara her ikiside aynı ileti GÖNDERME AMACINDA. tek fark iletinin sunuluş şeklidir. romanlarda anlatıma oyunlarda ise gösterime bağlı bir sunuş vardır.
16. Dil açık ve sadedir. Mştak beyle hikmet efendinin arasındaki kouşmalarda dil edebi ve özentilidir.
17-Eleştirilen görücü usulü evliliktir. Bu geleneğin sürdürüleblir olması insanları mutsuzluğa ve güvensizliğe sürükler. İnsanlar kendi evlenecekleri kişileri kendi hür iradeleri ile sevk ve ölçülerine göre seçmeli aksi halde bu onalrı bir ömüs mutsuzluğa ve umutsuzluğa sürükler
18-geleneklerin sürdülümesinde bence en dikat edilecek şeyi bireyi mutluluğuna ne kadar etki eedeceğidir. Bireye faydadan çok zarar getiren bir geleneği sürdürmenin hiç bir manası yoktur. Gelenekler çağdamn çağa günün koşullarına uygın olarak değişebilir ve farklılaşabilir.

19- Şair evlenmesi oyununda hem alafranga modasının insanı komik düşüren yönünü hemde
toplumun ahlaki buzkuluklarını konu alaır. Esr ile yazarın düşünceleri arsında sıkı bir ilişki vardır diyebiliriz.
20-şinasitanzimat dönemindeki toplumcu anlayışın öncüsüdür. Sanat toplum içinidir anlayışını bennimseyen bir şair olarak şinasi halkın seviyesine uygun bir dil kullanımş sanatında halkı eğitmek amacı gütmüştür.
SAYFA 72 DEKİ a,b,,c,ç, etkinliklerini cevaplayorum
a) Türklerin hakim oldukları topraklarda tiyatroya benzeyen ilk oyunlar Göktürkler azmanında görülür. Özellikle şaman dininin etkin olduğu dönemlerde şaman,kam,baksı gibi adlarla anılan tanrının temsilecileri çeşitli danslar ve figürlerle insanları etrafına toplamışlardır.
Meddahlık Türklerde Orta Asya’dan bu yana var olan hikaye anlatma geleneğinin İslam kültüründeki benzer gelenekle birleşmesiyle gelişmiş, son biçimini 16. yüzyılda kahvehanelerin açılmasıyla almıştır. Türk halk tiyatrosu geleneğinin en önemli ürünleri olan Karagöz ve ortaoyunu ise özellikle büyük kentlerde yaygınlaşmıştır. Karagöz yüzyıllar boyunca Osmanlı Devleti’nin egemenliği altında kalan Avrupa topraklarında da etkili bir tür olarak var olmuştur. Bugün kullanılan adıyla kayıtlara ilk kez 1834&񗝢te geçmiş olan Ortaoyunu, halk tiyatrosunun en gelişmiş türüdür. Karagöz, kukla, meddah oyunlarıyla başka yerli seyirlik öğelerin bir bileşimi sayılabilecek ortaoyununun daha önceki yüzyıllarda da kol oyunu, meydan oyunu, taklit oyunu, yeni dünya oyunu gibi adlar altında var olduğu bilinir. Ortaoyunu ile Rönesans dönemi İtalyan halk tiyatrosu commedia del’arte arasındaki hem adlarına, hem de yapılarına ilişkin benzerlik ise bütün araştırmacılarca kabul edilmektedir. 19. yüzyılın sonlarıyla 20. yüzyılın başlarında altın çağını yaşayan ortaoyunu, Tanzimat’ta benimsenmeye başlayan Batı modelindeki tiyatro ile uzun süre yarışmış, Cumhuriyet’ten sonraysa öbür geleneksel türlerle birlikte silinmeye yüz tutmuştur.
Batı tiyatrosunun Türk kültürüne tam anlamıyla aktarılması Tanzimat’ta oluşmuştur. Batı tiyatrosunun, 1839 Tanzimat Fermanı’nın öngördüğü ilkeler doğrultusunda Batıya yönelen Osmanlı toplumuna girişi, geleneksel Türk tiyatrosuna bir yandan bir çok olumlu katkıda bulunurken, bir yandan da onun çağdaş doğrultuda gelişmesini engellemiştir. Batı modeli tiyatronun benimsenmesiyle Türk tiyatrosuna yeni bir yöneliş içine girmiştir. Her şeyden önce tiyatro da yazılı metne geçilmiş, yabancı yazarlardan yapılan çeviri ve uyarlamalar yanında Türk yazarları da oyun yazmaya başlamışlar, böylece Batıya oranla çok geç de olsa bir dram geleneği başlamıştır. Batı modelinde tiyatronun Türkiye’ye gelmesi sonucunda çerçeve sahneli yeni tiyatro yapıları kurulmuş, topluluklar bu tiyatrolarda düzenli olarak oyun sergilemeye başlamışlardır.

b) Batı edebiyatında yapılan çeviriler tiyatro tekniğinin gelişimine öncülük ettiği gibi onu osmanlı toplumunuda sevindirmiştir.
c) Batılı yazarların etkisi oldukça fazladır diyebiliriz. Özellikle ilk tiyatro binasında ki oyuncuların yarısından fazlası yabancı kökenli oyunculardır.
d) Tanzimat Dönemi tiyatrosu 1839-1908
Meşrutiye tiyatrosu 1908-1923
Cumhuryet tiyatrosu 1923 ve sonrası

5***) a- orta oyunu şehirlerde kasaba ve köylerde halkın önünd oynanırdı.
b-Orta oyununda oyuncuları sözleri ve rolleri metin halinde yazıılı değildir. Oyun sözlü bir şekilde usta-çırak ilişkisi ile devam ettirilir. oyuncular rollerini ezbere bilirler
Şair evlenmesi: Gülmece unsurları: benzerlikleri:batak esenin her sözü yanlış anlaşılması ve pişekarın anlatıklarının yanlış anlaşılması

farklılıkları: bakat ese cahil olduğu için bir çok sözü yanlış anlaşılıyor oysa kavuklu bilgili kültürülü ve şakacıdır. bilerek yanlış yapar.

Mekan özelliği yönünden: şair evlensmesinde kapalı bir mekan, orta oyunda ise dış mekan vardır.

Bu mesaj ahmet tarafından düzenlendi (16-10-2012 13:49 GMT+2 saat, 743 Gün ago)
__________________
Gender_Bay Çevirimiçi durumu