DTO
  [Kayıt ol]   [Şifremi unuttum!
Kullanıcı adım:   Parolam:  
 

Tüm cep telefonu fırsatları için tıklayın !

Yazar Mesaj   #14586  19-05-2009 14:34 GMT+2 saat  

moonlight


Admin


Tecrübe Puanı.: 96%
Ruh Hali: Neşeli
Mesaj 4214
Şehir: istanbul
Ülke:
Meslek: gecelerin adamı :))
Yaş: 26
Facebook'ta Paylaş
Baş Sağlığı Dilemek taziye baş sağlığı dileme sözleri

Ölüm vaktinden itibaren üç gün içinde ölü sahibine baş sağlığı dilemek mendubdur. Bu müddetten sonra yapılmasında kerahet vardır. Ancak uzakta olanlarla haberi olmayanlar için bir müddet yoktur. Baş sağlığı için özel bir söz yoktur. Örfe göre münasip sözler söylenir : Allah ölüye rahmet etsin, size sabır ve sağlık versin, Allah verir Allah alır... gibi.
Ölünün bütün yakınlarına başl sağlığı dilenir. Aklı ermeyen çocuğa yapılmaz. İkinci defa baş sağlığı dilenilmesi mekruhtur.
Komşuların ölü sahibine yemek pişirmeleri ve ona yemek göndermeleri güzel bir harekettir. Yemek içi n ölü sahiplerine israr da edilir.


Kaynak:
İslam İlmihali, A.Fikri Yavuz, Çile Yayınları

TAZİYE (BAŞSAĞLIĞI DİLEME) hadisler

Müslüman, îmandan mahrum materyalistler gibi, yalnız şahsını düşünen, sadece nefsini hatırlayan bencil bir insan değildir.

Müslüman, bütün müslümanları tek vücut, kendisini de o vücudun bir âzası kabul edecek kadar diğergâmdır. Bu sebeble bir müslümana herhangi bir belâ ve musibet gelse, kendine gelmiş gibi, onun elemini hisseder, üzüntü ve ızdırabını duyar. Bu, onun dindarlığının gereği, müslümanlığının icabıdır.

Bundan dolayıdır ki İslâm'da tâziye sünneti vardır.

Tâziye, yakını vefat eden kederli bir müslümanı ziyaret edip tesellide bulunmak, üzüntülerine ortak olmaktır.

Müslümanlar, din kardeşlerinin evlerinden cenaze çıkması hâlinde gidip ziyaret eder, geçmiş olsun'da bulunur, başsağlığı diler, onların üzüntü ve kederlerini hafifletmeye çalışırlar.

Tâziye ziyaretleri, ilk üç gün içinde yapılmalıdır. Daha sonra yapılacak ziyaretler, zamanı geçmiş tâziye ziyâretleri olarak ifade edilir.

Üç günden sonra yapılacak ziyaretlerde vefatı sık sık sohbet konusu yapıp derdi tazelemek uygun olmaz. Münasip bir lisanla bir kere tâziyede, baş sağlığı dileğinde bulunulur, sonra sohbet başka mevzulara kaydırılır.

Evinden cenaze çıkan kimseler, o üzüntü ve keder içinde yemek yapamaz, gelen giden ziyaretçilere sofra çıkaramazlar. Bunun için vefalı komşular, bir müddet için (bir hafta) buraya yemekler getirir, sofralar gönderirler. Böylece onların dertlerine ortak olduklarını fiilen göstermiş olurlar.

Vefat edenin yakınları, evleri müsait değilse, herkesin rahatça gelip gidebileceği bir yerde hazır bulunarak taziyeye imkân vermelidir.

Resûlüllah Efendimiz, hicretin 5. yılında vuku bulan Mûte gazasında şehid düşen amca oğlu Ca'fer, Zeyd bin Hârise ve Abdullah bin Revâha'nın tâziyesi için üç gün mescidde beklemiş, böylece tâziyeye gelenlere kolaylık sağlamıştır.

Ashabdan bir zat, birkaç gün mescidde görülmeyince, Resûlüllah Efendimiz sordular. Çocuğunun vefat ettiği için gelemediği haberini alınca da şöyle buyurdular:

"Ne duruyorsunuz öyleyse, kalkın, gidip kardeşimizi ziyaret edelim, tâziyede bulunalım..."

Hep birlikte gidip tâziyede bulundular.

Tâziye için gelenler, merhumun iyi taraflarından bahsetmeli, güzel hâtıralarından söz etmelidirler, kötü hâtıralara hiç girmemelidirler. Resûlüllah Efendimiz:

"Mevtânızı hayırla yâdediniz..." buyurmak suretiyle bu hususu bizlere hatırlatmıştır.

Hasta ziyaretleri olsun, tâziyeler olsun, bunlar müslümana sevab getiren, İslâm kardeşliğini kuvvetlendiren, cem'iyette tesanüd ve dayanışmayı artıran güzel âdetlerdendir. İhmâl edilmemelidir. Resûl-i Ekrem Efendimiz bu konuda şöyle buyurur:

"Bir müslümanın diğer müslüman üzerindeki haklarından biri de bir musibete mâruz kaldığında tâziyede bulunmasıdır."

__________________
Gender_Bay Çevirimiçi durumu