[Kayıt ol]   [Şifremi unuttum!
Kullanıcı adım:   Parolam:  
 
Yazar Mesaj   #20688  17-06-2010 18:51 GMT+2 saat  

moonlight


Admin


Tecrübe Puanı.: 96%
Ruh Hali: Neşeli
Mesaj 4214
Şehir: istanbul
Ülke:
Meslek: gecelerin adamı :))
Yaş: 31
Facebook'ta Paylaş
Milyonlarca öğrencinin karne almasına sayılı günler kaldı. Anne babalar ise bu dönemde en önemli sınavı verecek.

2009-2010 eğitim ve öğretim yılının sona ermesine sayılı günler kaldı. İlköğretim okulları ve liselerdeki yaklaşık 15 milyon öğrenci cuma günü alacakları karneye odaklanırken uzmanlar da velileri karnesinde zayıf notu olan çocuklarına iyi davranmaları konusunda uyarıyor.

Yıllardır süre gelen bir anlatımdır. Gerek eğitimciler, gerekse medya, zamanı geldiğinde üzerinde durur:

" Karnesi kötü gelen çocuğunuza kötü davranmayın, şiddet uygulamayın!

" Karneyi salt başarı ölçüsü olarak algılamayın!

" Kötü karneyi, çocuğunuzla güzelce bir değerlendirin, hata analizi yapın.

" Bir de son dönemde yeni bir söylem: “Karşınızdaki karnenin orijinali mi?î

ÇOCUĞUNUZLA YIL İÇİNDE İLGİLENDİNİZ Mİ?

Bu konuda, bütün suç, karnesi kötü gelen çocuğa mı ait acaba? O'na karşı sorumluluk taşıyan anne babaların hiç mi suçu yok! Bir açıdan bakıldığında, anne babaların karne dönemine gelmeden önce,"iğneyi birazcık kendilerine batırmaları" sorumluluklarını gözden geçirmeleri gerekli. Diğer bir açıdan bakıldığında da, Nasreddin Hoca'nın fıkrasında olduğu gibi, testiyi kırmadan önce cezayı vermek gerekir; yani karneden çok önce, yıl içinde çocuğu takip edip, gerekli önlemlerin alınması gerekli.

KARNE DÖNEMİ KRİZİ YAŞIYORSANIZ...

Anne babalar, eğitim sezonu devam ederken asli görevlerini yerine getirip, çocuklarına destek olmalılar. Peki ne olur bunu yaparlarsa? Her sene konuşulan karne dönemi krizleri, dillere pelesenk olmuş yaklaşımlar gerçekleşmez. Herkes rahat eder. Çocuk mutlu, anne baba mutlu, eğitimciler mutlu olur. Bazı eğitim yıllarının kendilerine özgü hassasiyetleri vardır: Anne babaların çok dikkatli olmaları ve çocuklarına bu dönemlerde daha dikkatli eğilmeleri gerekli.

HANGİ DÖNEMLER BUNLAR?

" İlkokula başlanılan, okuma-yazmanın öğrenildiği 1.sınıf,

" Sayısal derslerde, soyut kavramlardan somut kavramlara geçişin olduğu, Matematikte "denklem" kavramının anlatıldığı 4.sınıf,

" Branş derslerine geçiş yapılan 6.sınıf,

" Lisenin başlangıcı; 9.sınıfa giriş yapılan ve aynı zamanda 6. ve 7. sınıfların da bir bakıma derlenip toparlandığı 8.sınıf,

" Öğrencilerin,"üniversite sınavına daha 4 yıl var" diyerek dinlenmek istediği, dersleri boşlamaya çok meyilli olduğu, ama tam da ergenlik girişinde, rahatın rehavetin, arkadaş gruplarının oluşmaya başladığı, sağlıklı kararların verilemediği bir dönem olan 9.sınıf,

" Üniversite sınavına girişin yaklaştığı ve derslerin ağırlaştığı 11.ve 12.sınıflar.

Bu dönemlerde aileler, daha dikkatli olur, yıl içinde eğitimcilerle irtibatı koparmaz ve gerektiğinde destek almaya açık olur ise adı geçen eğitim yılları çok daha verimli geçer ve dolayısıyla yıl sonunda "karne sendromu ve çatışması" yaşanmaz.

YIL İÇİNDE NE YAPMALI?

" Anne babaların, çocuklarına karşı olan eğitim sorumluluklarının, asla ihale edilemeyen ve ötelenmemesi gereken bir sorumluluk olduğunu unutmamaları gerekli,

" Anne babalar olarak, görev paylaşımı yapmalı ve "paylaşılmış koçluk" mantığı içersinde birbirimizin alanlarına müdahale etmeyip, çocuk karşısında sağlam, tek vücut olarak durmalıyız,

" Daha eğitim yılı başlar başlamaz çocuğumuzun okul devamsızlığını kontrol edeceğiz,

" Okuldan bir sorun bildirimi ya da görüşme talebi geldiğinde öteleme yapmadan acilen iletişime geçeceğiz,

ZAYIF KARNE PANİĞİ

" İlk sınavlardan itibaren, çocuğa: "Nasıl gidiyor sınavlar?" muhabbetini bırakıp, internet imkânları veya bizzat ders öğretmenleri kanalıyla takip yapacağız. Eğer kötü sonuçlar alınmışsa, sonraki sınavlara yönelik baştan önlemler alacağız. Çünkü yıl sonunda; sınıfta kalmasın, ders zayıf gelmesin paniği ile yapılan tüm kurtarma çalışmaları kalıcı değildir. Çok da fayda sağlamaz.

" Eğitimcilerin verdiği reçeteyi uygulamada sabır göstereceğiz, acil çözümlerde ısrar etmeyeceğiz,

" Eğitimcilerin yaptığı tavsiyelerde, bilmişlik yapıp, "Ben çocuğumu tanıyorum. Size katılmıyorum" ya da "Ben de eğitimciyim. Bu öyle değil böyle" gibi söylemlere başvurmayacağız. Unutmayalım ki, dışarıdan yapılan gözlemler daha objektiftir, duygulardan arındırılmıştır.

" Dışarıdan extra destek alınması gerektiği söyleniyorsa, imkanlarımız ölçüsünde bunu yerine getirmeye çalışacağız,

" Evde düzenli bir ders çalışma mekanı oluşturup, zaman zaman çocuğumuzu gözlemleyeceğiz. Unutmayalım ki; odasında, kapalı kapı ardında, kitabının başında duran her çocuk ders çalışmaz!

" Ve yine unutmayalım ki, disiplin dediğimiz şeyin özü,"şiddet ya da baskı" değil,"ölçülü yapılan takiptir" Ölçülü takip edilen her çocuk, buna pozitif cevap verir.

KARNELER VELİLERE VERİLMELİ

Bunları yapmayan anne babaların, karne döneminde okula çağırılıp, karnenin bizzat onların eline verilmesi gerekli. Üzülüp, mahcup olacak olan onlar olmalı aslında. Çünkü karneyi daha çok onlar hak etmiş durumda. Bu şartlar yerine getirildiği takdirde, merak edilen bir karne olmaz! Sadece tam olarak notun tahmin edilemediği bir karne olur. Bu da çok da önemli değildir.

HERKES ÜZERİNE DÜŞENİ YAPMALI?

Önemli olan, herkesin üzerine düşen görevi yapmasıdır. Başarının ölçüsü de; "Elimden geleni yaptım ve bana tanınan imkânları elimden geldiğince değerlendirdim. Vicdanen rahatım" diyebilmektir.

KARNE GÜZEL GELDİ İSE...

Karnesi başarılı notlarla dolu, iyi bir performans göstermiş çocuklarımızın aileleri de, ödüllendirmede çok dikkat etmeliler. Maddi ödüller ve çocuğun yaşına uygun olmayan ödüller yerine, O'nun eğitimine katkı sağlayacak (bir spor kursu, bir müzik aleti ve onu öğrenme süreci vb) hediyeler vermeliyiz. Bunların dışında çocuğunuza değer verdiğinizi gösterecek, birlikte bir gezi, bir yemek gibi paylaşımlarda bulunmalıyız. Maddi hediyeler, her sene çıtayı yükseltir ve çocukta "Her başarı maddiyetle ödüllendirilir" duygusunu oluşturur ki bu da son derece zararlıdır!

Psikolog Aysun EROL

KARNE GÜNÜ ÇOCUKLARINIZ İÇİN BİR KABUSA DÖNÜŞMESİN

Karne sorunu özellikle haziran ayına gelindiğinde sıklıkla seanslarımızın vazgeçilmez konusu haline geliyor. Alınan düşük notla, ailenin emekleri, hayalkırıklıkları, öğrencilerin endişeleri... Ailelerin çoğu o gün beklentilerinin altında gelen bir karneye nasıl bir tepki vereceklerini kestiremiyorlar. En sık karşılaşılan ikilemse: "Bu notlara karşılık sert çıkışmazsam, bundan faydalanır seneye de aynı hatayı yapar." Bir diğeri ise: "Çok sert tepki vermek ona zarar verebilir."

KARNE ÖĞRENCİ İÇİN YOL GÖSTERİCİ BİR ARAÇTIR!

Unutulmamalıdır ki, karne çocuğunuz ve sizin için bir kılavuz işlevi görür. Çocuğunuzun o yılki okul başarısına dair genel bir performans puanı verir. Bu noktada aile, öğrenciyi cezalandırmak yerine, düşük puan aldığı dersleri konusunda neler yapılabileceğine dair çocuğuna destek olabilir. Hatta velilerin karne gününe kadar beklemeden dönem başı itibariyle çocuğunun çalışmalarını izlemesi ve destek olması daha yerinde olacaktır.

BAŞARISIZLIKLARLA DOLU BİR KARNEYE NASIL TEPKİ VERMELİ?

Genellikle aileler başarısız olarak nitelendirdikleri karneye karşılık çocuklarına mutlaka bir ceza verme eğilimindeler. Böyle yapmazlarsa çocuğun kontrolü iyice kaybederek daha da başarısız olacağından endişe duymaktadırlar. Sıklıkla verilen cezalar:

" Fiziksel şiddet

" Sözel şiddet (çocuğu olumsuz eleştirmek, alay konusu etmek, diğer öğrencilerle kıyaslamak, etiketlemek (tembel, işe yaramaz gibi)

" Mahrumiyet cezaları (istediği bir şeyi almamak, tatile götürmemek)

" Zorla ders çalıştırmak, eğlenmesine ve dinlenmesine izin vermemek



HAYATINI KABUSA ÇEVİRMEYİN

Tüm bu saymış olduğumuz cezalar, hiçbir zaman çocuğu bir sonraki yıl daha başarılı olması için güdülemez. Aksine eğitim - öğretim süreci onun için tüm cazibesini yitirir ve bir kabusa dönüşür. Bu cezalar nedeniyle, karne günü eve dönmeyen, hatta okulu bırakmak isteyen çocuklarla karşılaşabiliriz. Uzun vadede ise okulda dikkat sorunları, uyum problemleri, depresif duygu durum gibi olası sonuçlar yaşayan öğrenci profilleri de ortaya çıkabilir.

PEKİ NE YAPMALI?

Beklentinizin altında olan bir karne karşısında hayalkırıklığına uğramış ve öfkelenmiş olabilirsiniz. Eğer kendinizi kontrol edemeyeceğinizi düşünüyorsanız tepki vermeden önce sakinleşmeye çalışın. Sakinleştiğinizden emin olduğunuz anda çocuğunuzla ilk önce iyi notları değerlendirmekle başlamalı sonra düşük puanların üzerinde sert eleştiriler yapmaksızın "Bunları iyileştirebilmek için ne yapabiliriz?" sorusunu çocuğunuzla birlikte düşünmelisiniz. Unutmayın, çocuğunuz bu karneyi nerede daha çok çaba sarfetmesi gerektiğini görmek için aldı, cezalandırılmak için değil.

KARNE FIRSATTIR

Özetle; karne eğitim ve öğretim süreci için bizlere yol gösterecek en önemli araçlardan biridir. Bu araç, öğrencilere sunulan bir değerlendirme fırsatı olarak görülmeli ve bir sonraki yıl öğrencinin performansını arttırabilmesi için bir kaynak olarak kullanılmalıdır.

ÜNİVERSİTEYE GİRİŞ SINAVLARI

LYS(Lisans Yerleştirme Sınavları)

Bu yıl ilk defa uygulanacak olan Lisans Yerleştirme Sınavlarının zamanı geldi.

19 Haziran 2010 Cumartesi :LYS1 Matematik-Geometri ve LYS5 Yabancı Dil

20 Haziran 2010 Pazar :LYS4 Sosyal Bilimler

26 Haziran 2010 Cumartesi:LYS3 Edebiyat-Coğrafya

27 Haziran 2010 Pazar :LYS2 Fen Bilimleri sınavları yapılacak.

Bu sistemin önceki yıllarda örneği olmadığı için, sınavın içeriği ile ilgili, işin doğrusu çok ayağı yere basan tavsiyeler yapamıyoruz,ancak bu sınavın,1998 yılı ve öncesi yapılan ÖYS sınavı benzeri bir sınav olacağı tahmin ediliyor. Soru adetleri daha fazla olacağından, biraz daha detaylara ineleceğini ve net, bilgiye dayalı sorular sorulacağını düşünüyoruz.

LYS,YGS 'DEN FARKLI OLACAK!

Bu sınavlar,YGS sınavından farklı olacak.YGS deki gibi yoruma dayalı,9.sınıf ağırlıklı sorular sorulmayacak,10,11,12. sınıf ağırlıklı,bilgiye dayalı sorular sorulacak.Bu nedenle,daha dikkatli olunması,sürenin çok iyi değerlendirilmesi gerekiyor.

UZUN ZAMAN ALACAK SORULARLA ZAMAN KAYBETMEYİN

Sorular bilgiye dayalı olacağından, bilhassa sayısal derslerin sorularında zamanı çok iyi değerlendirmek gerekecek.İlk turda,kesin emin olduğunuz sorulardan başlayın.Zor olan ve çözümü uzun zaman alacak olan soruları ikinci tura bırakın.

DERSLERDE FARKLI KİTAPÇIKLAR VERİLECEK

Farklı kitapçıklar verilmesi,branşa odaklanma açısından avantaj olabilir. Ancak bu sistem yorgunlukta getirebilir. Örneğin, Matematik soruları ile uğraştıktan sonra, bu yorgunlukla, Geometri soruları sizi zorlayabilir. Şekle ve görmeye dayalı bir branş olduğundan bol yanlış çıkarabilirsiniz! Tavsiyemiz; ilk bakışta çözemediğiniz sorularla güreşmeyin. Şekildeki çözüm çizgilerini silin ve diğer soruya geçin. Yalnızca çözmeye çalıştığınız soruya odaklanın. Sonraki soruyla ilgilenmeyin. Bir kitapçıktan diğer kitapçığa geçerken 30 saniye dinlenin.

EDEBİYAT VE SOSYAL BİLİMLER

Sözel derslerin sorularına bakarken, soru paragrafına ciddi konsantre olun. Soruyu çözerken iki şıkka indirdi iseniz, sakın atmayın, dönüp soru paragrafını tekrar okuyun ve iki şıktan birini rahatlıkla seçin.

Gözünüz yorulduğunda, göz dinlendirme antrenmanları yapın.

Bugün

__________________
Gender_Bay Çevirimiçi durumu   

Yazar Mesaj   #21525  02-08-2010 09:52 GMT+2 saat  

filz.erbl


Huzuristan Üyesi


Tecrübe Puanı.: 11.6%
Ruh Hali: Neutral
Mesaj 64
Şehir:
Ülke:
Meslek:
Yaş: 27
Facebook'ta Paylaş
Bilgi için teşekkürler.

__________________
Gender_Bayan Çevirimiçi durumu